Exists türkçesi Exists nedir

Exists ile ilgili cümleler

English: I wonder if life exists on other planets.
Turkish: Diğer gezegenlerde yaşam olup olmadığını merak ediyorum.

English: God exists but he forgot the password.
Turkish: Tanrı var ama şifreyi unutmuş.

English: Gravity is a force of attraction that exists between any two masses, any two bodies, or any two particles.
Turkish: Yer çekimi herhangi iki kütle, herhangi iki organ ya da herhangi iki parçacık arasında olan bir çekim kuvvetidir.

English: Compulsory military service exists in Turkey.
Turkish: Türkiye'de zorunlu askerlik vardır.

English: He exists on 3,000 yen a day.
Turkish: O, günde 3000 yenle yaşar.

Exists ingilizcede ne demek, Exists nerede nasıl kullanılır?

Driver exists : Bu sürücü zaten var. Sürücü var.

Coexists : Bir arada olmak. Yan yana yaşamak. Bir arada var olmak. Aynı anda var olmak.

Nonsexists : Cinsiyet ayrımı yapmayan.

Preexists : Önceden var olmak. Daha önce var olmak.

Sexists : Cinsiyetçi. Cinsiyet ayrımı yapan. Cinsiyet farkı gözeten kimse.

Does not exist : Yok. Hayatta değil. Mevcut değil. Canlı değil. Var değil.

Ceased to exist : Nesli tüketilme. Söndürülmüş olma. Mevcudiyetine veya yaşamına son verilme. Artık var olmama.

 

Exist : Yaşamak. Geçinmek. Kalmak. Meri olmak. Hayatta olmak. Var olmak. Bulunmak. Olmak. Mevcut olmak. Kaim olmak.

Existence : Vücut. Yaşam. Olma. Mevcudiyet. Yaşayış biçimi. Var oluş. Varlık. Varoluş. Hayat. Yaşam biçimi.

Existential psychology : Varoluşçu ruhbilim. İnsan davranımının, olabilirlik açısından ya da ülküsel bakımdan değil de duyumlar, imgeler ya da duygular gibi gerçek ve nesnel verilere göre incelenmesi gerektiğini savunan ruhbilim görüşü. Varoluşsal psikoloji. Varoluşçu psikoloji.

İngilizce Exists Türkçe anlamı, Exists eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Exists ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Go : Canlılık. Hareket etmek. Söylenmek. Ayrılmak. Gitme. Enerji. Yapılmak. Gayret. İş görmek. İddiaya girmek.

Come to hand : Gelmek. Gözler önüne sermek veya ortaya çıkarmak. Gün ışığına çıkmak. Gözler önüne serilmek. Varmak. Netlik kazanmak. Ele geçmek. Çıkmak.

Befall : Başına gelmek. Kötü birşey olmak.

Coexist : Bir arada olmak. Aynı anda var olmak. Yan yana yaşamak. Bir arada var olmak.

Hold out : Dayanmak. Vaat etmek. Ayak diremek. Önermek. Boyun eğmemek. Tanıtmak. Ümit vermek. Yeterli olmak. Vermek. Vadetmek.

Experience : Bireyin algılayarak ve doğrudan doğruya etkinlik göstererek edindiği bilgi, tutum ve becerilerin tümü. insanın, özdeksel ve toplumsal çevresiyle ilişki kurması sonucu gerçekleşen etkileşim süreci. Keder sıkıntı vb'ni çekmek. Yaşantı. Başa gelen şey. Tecrübe etmek. Uğramak. Olay. Başından geçmek. Tatmak. Karşılaşmak.

Dwelt : Oturan (ikamet vb). Hayat sürmek.

Indwell : Yerleşmek. İşlemek. İkamet etmek. Oturmak. Nüfuz etmek. Oturtmak. Yerleştirmek.

 

Exists synonyms : come, come to being, there is, become of, becomes, consists, imperil, kick around, possessions, be among the living, experiences, consisted, becoming, endures, abide, there are, be, jeopardize, am, peril, be there, freewheel, exist, be situated, be located, attend, appear, endure, endured, dwelled, has, belongings, lie in.

Exists zıt anlamlı kelimeler, Exists kelime anlamı

Birth : Yeni bir bebeğin dünyaya geliş olayı. Yavrulama. Başlangıç. Doğma. Doğum. Kaynak. Neşet. Türe özgü normal gebelik süresi sonunda yavrunun ve plasentanın döl yatağı içi ortamdan dış ortama geçiş süreci, yavrulama. Tevellüt.

Log in : Sistemde oturum açmak. Oturum aç. Sisteme girmek. Sisteme oturum açmak. (-e) girmek. Bir oturumu başlatmak için bilgisayara veya bir programa bilgi iletmek (özellikle kullanıcı adı ve şife). Bağlanma. Oturum açmak. -e girmek.

Stand still : Kımıldamadan durmak. Hareketsiz kalmak. Kıpırdamamak. Hareket etmemek. Hareketsiz durmak. Kımıldamamak.

Exists antonyms : hop on, come, file in, get on, pop in, dock, enter.