Eyesight türkçesi Eyesight nedir

  • Görme yeteneği.
  • Görüş.
  • Görüş uzaklığı.
  • Görme gücü.
  • Görme duyusu.

Eyesight ile ilgili cümleler

English: He lost his eyesight in the accident.
Turkish: Kazada görme duyusunu kaybetti.

English: He lost his eyesight in an accident.
Turkish: O, görme duyusunu bir kazada kaybetti.

English: He lost his eyesight in that accident.
Turkish: O, o kazada görme duyusunu kaybetti.

English: Have you had your eyesight checked recently?
Turkish: Son zamanlarda görme yeteneğini kontrol ettirdin mi?

English: Ali's eyesight isn't as good as it used to be.
Turkish: Ali görme yeteneği eskisi kadar iyi değil.

Eyesight ingilizcede ne demek, Eyesight nerede nasıl kullanılır?

Acute eyesight : Net ve hassas görme yeteneği. Keskin görüş.

Has a keen eyesight : Gözlük yardımı olmadan uzağı görmesi mümkün. Keskin görüşlü.

Keen eyesight : Keskin görüş. İyi görme yeteneği. Gözü keskin. Mükemmel görme gücü.

Eyesights : Görme yeteneği. Görme duyusu. Görme gücü. Görüş uzaklığı. Görüş.

Eyes be bright with desire : Gözleri parlamak.

Dust the eyes of : -nin gözlerini kapamak. -ya hile yapmak. -yi kandırmak. -yi aldatmak. -nin gözlerine toz serpmek.

Clap eyes on : Fark etmek. Gözüne ilişmek. Gözüne çarpmak. Dikkatini çekmek. Gözü ilişmek.

 

Eyes left : Sola bak! (askeri komut).

Eyes to eyes : Karşılıklı anlayışla. Anlaşma içerisinde. Göz göze.

Feasted his eyes on : Hoşlanarak veya tutkuyla gözlerini dikerek bakan.

İngilizce Eyesight Türkçe anlamı, Eyesight eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Eyesight ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Eye : Kuşkuyla bakmak. İzlemek. Gözlemek. Halka. Gözetlemek. Gözünü dikip bakmak. Görme organının, içinde dış dünyanın görüntüsünün oluştuğu ve bu görüntünün sinirsel uyarmalara dönüştüğü, başlangıç parçası. Nazar.

Vision : Görüm. Vizyon. Hayal. Güzel kimse. Yaratıcılık. Hayal gibi görmek. Işığın, gözün ağkatmanını uyarmasıyla başlayan ve görme işlemiyle bilinçlenen dirimbilimsel süreçler dizisi. Evham. Göze giren ışığın doğurduğu duyumsal izlerle dış çevredeki ayrıntıların algınlanması.

Visual sensation : Görülebilir uyarıcıyı algılama. Görme. Görüş duyusu. Görülebilir uyarıcıyı algılama sonucundaki tecrübe.

Seeing : Mademki. Görme. Madem.

Avis : Avis. Bir kadın adı. Kuş. Pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri.

Sight distance : Görüş mesafesi.

Argument : Tartışma. Anlaşmazlık. Üzerinde konuşma. İşlenen konu. Bir tiyatro yapıtının baş tarafına yazılan oyun özeti bk. baş özet; inandırıcı söz, sahne. Konu. Argüman. Münakaşa. Kanıt. Delil.

Visions : Vizyon. Hayal. Görme. Güzel kimse. İleriyi görme. Kuruntu. Görülmeye değer şey. Hayal gücü.

Aspect : Çehre. Görünüş. Coğrafya, gramer alanlarında kullanılır. Bakım. Cephesi. Baktığı yön. Veçhe. Tek tarafı. Yüz ifadesi.

 

Visual sense : Görsel duyu.

Eyesight synonyms : visual modality, case, visibility, sight, attitude, common ground, sense of sight, arguments, visibilities, eye sight, apprehension, assess, concept, apprehensions, sightedness, eyesights, contention, concepts, cases, aspects, conception, sensory vision, sighting distance.

Eyesight ingilizce tanımı, definition of Eyesight

Eyesight kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Sight of the eye. Observation. View. The sense of seeing.