Fırtına kuşugiller nedir, Fırtına kuşugiller ne demek

Fırtına kuşugiller; bir hayvan bilimi terimidir.

  • Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfına giren bir familya

Biyoloji'deki anlamı:

Omurgalı hayvanlardan, kuşlar (Aves) sınıfının, fırtına kuşları (Procellariiformes) takımından, gagaları kısa ve burun delikleri boru biçiminde, kanatları sivri, denizlerde yaşayan ve deniz hayvanlarını yiyen bir familya. Fırtına kırlangıcı (Hydrobates pelagicus) iyi bilinen türüdür.

İngilizce'de Fırtına kuşugiller ne demek? Fırtına kuşugiller ingilizcesi nedir?:

tube nosed swimmers

Fırtına kuşugiller hakkında bilgiler

Fırtına kuşugiller (Hydrobatidae), tüp burunlu kuşlar takımına ait bir familyadır.

Deniz kuşlarının en küçükleridir. Planktonik kabuklular ve yüzeyden topladıkları küçük balıklarla beslenirler. Uçuşları çırpıntı şeklinde, kimi zaman yarasalara benzerdir.

Tüm dünyada, bütün okyanuslarda yayılış gösterirler. Çoğunlukla pelajikde bulunurlar, karaya yuvalama zamanlarında çıkarlar.

Fırtına kuşugiller tanımı, anlamı:

Kuşlar : Çok hücreli hayvanlardan, omurgalıların geniş bir sınıfı.

Familya : Karı, eş. Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile. Aile.

Fırtına : Rüzgâr çizelgesinde hızı 34-40 deniz mili olan ve kuvveti 8 ile gösterilen, yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgâr. Güç atlatılan kötü durum. Bu rüzgârın denizde veya kum çöllerinde yarattığı dalgalanma. Karşıt düşünce veya durumların yarattığı karışıklık, sıkıntı.

 

Fırt : Bir solukta veya bir yudumda içilebilecek miktar.

Omurga : Gemi kaburgasının aşağı taraftan bağlı bulunduğu boy ekseni doğrultusunda boydan boya geçen ana yapı ögesi. Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü, temel, belkemiği, esas. Sırt boyunca uzanarak vücuda destek sağlayan, kemikten, kıkırdaktan veya her ikisinden oluşan, içinde omuriliği barındıran kemik yapı.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.

Sınıf : Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri. Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği. Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü. Derslik. Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri. Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas. Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler.

Burunlu : Herhangi bir biçimde burnu olan. Kendini beğenmiş, kibirli. Çıkıntısı olan.

Takım : Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Sigara ağızlığı. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Takım elbise. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri.

 

Deniz : Geniş alan. Aydaki düzlükler. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Çokluk, yoğunluk. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.

Küçük : Değersiz, önemsiz. Niteliği aşağı olan, bayağı. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Küçük abdest. Kısık, parlak olmayan (ses). Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Yaşı daha az olan. Niceliği az olan.