Face down türkçesi Face down nedir

  • Arka yüz.
  • Karşısındakini susturmak.
  • Güç denemesi.
  • Kafanın önü ile yere doğru (yer üzerinde) yatarak.
  • Yüzüstü.
  • Ters.
  • Sindirmek.
  • Yenmek.
  • Yüzü yeri gösterecek şekilde.
  • Yüzükoyun.
  • Karşısındakini sindirmek.
  • Yüz aşağı.

Face down ile ilgili cümleler

English: I couldn't help laughing when I saw him lying face down covered with mud.
Turkish: Onun çamurla kaplı yüz aşağı yattığını gördüğümde gülmekten kendimi alamadım.

English: Ali is lying face down on the floor.
Turkish: Ali yerde yüzükoyun yatıyor.

Face down ingilizcede ne demek, Face down nerede nasıl kullanılır?

Face : Görünüş. Yönelmek. Dönmek. Uzbilimsel olarak iki boyutla gösterilen, bir özdeğin bir evresini öteki evrelerinden ya da başka özdekerden ayıran sınır yüzü. İtibar. Göze almak. Şekil. Karşı karşıya olmak. Dış görünüş.

Down : Yere yıkmak. Çökmek. Yıkmak. Çabucak içmek. Aşağı. Boyunca. İndirmek. Beri. Yere sermek.

Face down crawl : Yerin üstünde alçak sürünme. Yüzükoyun sürünme.

Face downwards : Yüzüstü. Yüzükoyun.

Face a problem : Problemle karşılaşmak. Bir sorunla karşılaşmak. Bir problemle karşılaşmak. Sorunla karşılaşmak.

Face about : Ters tarafa dönmek. Aksi yöne dönmek. Ters yöne dönmek. Geriye dönmek.

İngilizce Face down Türkçe anlamı, Face down eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Face down ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Daunt : Gözünü korkutmak. Korkutmak. Cesaretini kırmak. Korkusuz. Yılmaz. Yıldırmak.

Back elevation : Arka cephe. Arka görünüş.

Beat : Güdülen amaca göre, namlunun ortaya da esnek bölümü ile, karşı namluya birden yapılan vuruş. Yuvasından çıkarmak (av). Geçmek. Vuru. Alt etmek (argo terim). Çarpma. Açmak (yol). Sıklıkları yakın iki dalganın girişimi ile oluşan ve sıklığı, sıklıklar çıkarımına eşit olan dalga. Dövmek. Vuruş.

Annihilating : İptal etmek. İmha etmek. Ortadan kaldırmak. Elemek. Yoketmek. Feshetmek. Bozmak.

Beats : Yuvasından çıkarmak (av). Çırpmak. Dayak atmak. Dövmek. Pataklamak. Açmak (yol). Geçmek. Atmak (kalp). Vurmak.

Adverse : Kötü. Olumsuz. Aksi. Aleyhte. Muhalif. Zıt. Karşıt. Menfaatine aykırı. Karşı.

Alien : Zıt. Uymayan. Yaratık. Başka bir ülkeden gelen kişi. Haklardan mahrum bırakılan kimse. Farklı. Yabancı uyruklu kimse. Yabancı. Uzaylı. Başka bir ülkeye ait.

Awkward : Sakar. Beceriksiz. Anlaşılması zor insan. Yöndemsiz. Uygunsuz. Garip. Aksi. Dik başlı. İyi yapılmamış.

Cowing : Lanet olasıca. Yıldırmak. Korkutmak.

Attenuates : İnceltmek. Kısmak. Azaltmak. Değerini düşürmek. Hafifletmek. Söndürmek. Seyreltmek. Zayıflatmak. Hafifleştirmek.

Face down synonyms : annihilates, cowed, attenuate, facies posterior, assimilates, beat up, wrong side, agin, back, amiss, damp, cows, abrupt, acrimonious, face downwards, backwards, antis, beat back, damps, bear the bell, assimilating, annihilate, prone, bad tempered, badtempered, best, clinch an argument, anti, backward, digested, bilious, become worn, besting.