Fees türkçesi Fees nedir
Fees ile ilgili cümleler
English: Our company decided for consistent fees.
Turkish: Şirketimiz istikrarlı ücretler için karar verdi.
English: University fees in Britain are about £9,000 per year.
Turkish: Britanya'da üniversite ücreti yıllık 9000 sterlin civarındadır.
English: My travel fees to Japan are paid for by the university.
Turkish: Benim Japonya'ya olan seyahat masraflarım üniversite tarafından ödendi.
English: The net-cafes here cater to students; fees start at around a pound an hour.
Turkish: Buradaki net-kafeler öğrencilere yiyecek ve içecek sağlamaktadır; ücretler yaklaşık saati bir pounddan başlamaktadır.
English: Ali car-pools with friends to save on parking fees in the city.
Turkish: Ali şehirde otopark ücreti tasarrufu yapmak için arkadaşlarıyla birlikte yolculuk yapar.
Fees ingilizcede ne demek, Fees nerede nasıl kullanılır?
Admission fees : Giriş aidatları. Belli bir yere girmek için ödenen ücret. Giriş ücretleri.
Agency fees : Acentelik ücreti.
Collect fees : Ücretleri toplamak.
Consular fees : Konsolosluk masrafları. Konsolosluk harçları. Konsolosluk ücreti. Konsolosluk ücretleri. Konsolosluk vergini.
Court fees : Mahkeme hizmetlerinden yararlanmak için ödenen ücret. Yargılama giderleri. Mahkeme harçları. Mahkeme masrafları. Adli takibat harçları. Adli takibat masrafları.
Fee a waiter : Garsona bahşiş vermek.
Examination fees : Sınav harcı.
Coffees : Kahve. Kahvehane. Kahverengi. Kıraathane.
Toffees : Şekerlemeler. Şekerleme.
Tuition fees : Okul ücreti. Öğretim ücretleri. Daha yüksek bir eğitim almak için yapılan ödeme.
İngilizce Fees Türkçe anlamı, Fees eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Fees ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Charge : Sorumlu tutmak. Yüklemek (enerji veya elektrik). Reaktör kalbine konulan yeni yakıt unsurlarının tamamı. Suçlama. Kredi kartından almak. Yükümlülük. Uyarmak. İtham etmek. Bilgi vermek.
Remunerations : İstihkak. Karşılık. Ödeme. Yevmiye. Mükafatlandırma. Ödül. Hizmet karşılığı ödeme. Bedel. Ücret.
Fee : Ücretini vermek. Resmi dairelerde görülen hizmet karşılığı olarak iş sahibinden alınan para. Duhuliye. Görümlük. Mirasla edinilen mülk. Yapılan iş karşılığı çalışanlara ödenen para. Ücret. Doktora sayrılarını görüp yoklaması karşılığında ödenen para. Giriş ücreti.
Chafe : İllet olmak. Berelenmek. Kızdırmak. Sürtünmek. Sürterek aşındırmak. Ovuşturmak. Ovarak aşındırmak. Rahatsız etmek. Ovalamak. Sürtmek.
Remuneration : Ödül. Mükafatlandırma. Hizmet karşılığı ödeme. Vergin. Mükafat. Ödeme. Ücret. İstihkak. Karşılık. Bedel.
Smolder : İçin için kızmak. Alev çıkarmadan yanmak. İçin için yanan ateş. Dumansız yanmak. Gözleri yuvalarından fırlamak. İçten içe olmak. Dışa vurulmadan devam etmek (kavga veya kızgınlık vb). İçin için yanmak. İçin için yanan.
Anger : Sinir. Kızdırmak. Kesici ağzı, talaş iletici kanalları ağacı delecek özellikte delme aracı. Sinirlendirmek. Kızgınlık. Darıltmak. Öfke. Hiddet. Hiddetlendirmek. Ağaç delgisi.
Experience : Yaşantı. Başına gelmek. Olayların zorunlu bağlantılarının, özelliklerinin ve yasalarının ortaya çıkarılmasına, ussal etkinlik yöntem ve araçlarının bulunup denenmesine olanak veren; insanın doğal ve toplumsal çevresi üzerindeki kılgısal eylemi. Karşılaşmak. Görmek. Tecrübe etmek. Deneyim. Yaşamak. Deney. Tecrübe.
Ratings : Azarlama. Sınıflandırma. Fırça. Değerlendirme. Derece. Rating. Derecelendirmeler. İzlenme oranı. Vergi oranı (ing.). Verim.
Sadden : Üzmek. Üzülmek. Kederlendirmek. Koymak. Hüzünlendirmek. Efkarlanmak. Kederlenmek.
Fees synonyms : pride oneself, take pride, cost, nurse, beam, radiate, price, harbor, tollage, regret, wages, bk, repent, expenses, glow, expenditure, fume, composted, feeing, suffer, price tag, entertain, dues, figure, damages, see red, pride, duty, sympathize, joy, harbour, daubs, smoulder.
Fees zıt anlamlı kelimeler, Fees kelime anlamı
Gladden : Memnun etmek. Mutlu etmek. Sevinmek. Sevindirmek.
Starve : Çok acıkmak. Mahrum etmek. Sefalet çekmek. Açlık çekmek. Açlıktan kıvranmak. Aç olmak. Midesi kazınmak. Acından ölmek. Açlıktan gözü kararmak. Açlıktan ölmek.
Bottlefeed : Bir bebeği biberonla beslemek. Biberonla beslemek.
Fees antonyms : breastfeed.

Bu kısımda Fees kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Fees ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Fees anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Fees ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.