Feet türkçesi Feet nedir
- Çoğul olarak ayak.
- Fit.
- Foot ölçüsü.
- Ayaklar.
- Foot.
- Ayak.
Feet ile ilgili cümleler
English: Ali has grown up and can stand on his own feet now.
Turkish: Ali büyüdü ve artık kendi ayakları üzerinde durabilir.
English: "It's better to die on your feet than to live on your knees." "Then why are you still alive?"
Turkish: "Dik durarak ölmek, dizlerinin üstünde yaşamaktan iyidir." "O halde neden hala hayattasın?"
English: Ali got to his feet and left the room.
Turkish: Ali ayağa kalktı ve odadan çıktı.
English: After an uphill struggle against great odds they finally got the company on its feet again.
Turkish: Büyük anlaşmazlıklara karşı zorlu bir mücadeleden sonra, onlar nihayet şirketi tekrar kendi ayakları üzerinde durdurdular.
English: Ali got to his feet and walked over to the window.
Turkish: Ali ayağa kalktı ve pencereye doğru yürüdü.
Feet ingilizcede ne demek, Feet nerede nasıl kullanılır?
Feet closed : Bitişik duruş. Topuklar ve ayak uçları bitişik olarak ayakta duruş.
Feet of clay : Gizli kusur. Hamurundaki bozukluk. Görünmez kusur. Değer verilen birinin hamurundaki bozukluk.
Have both feet on the ground : Aklı başında olmak. Akıllı ve gerçekçi olmak. Pratik olmak.
Ten feet tall : Boyu bir karış uzamış gibi.
With both feet on the ground : Gerçekçi ve pratik bir şekilde. Aklı başında bir şekilde.
Fell off his feet : Yere düşen. Yere uzanan.
Carry a person off his feet : Alt etmek. Bir insanı dizlerinin üzerine çöktürmek. Sersemletmek.
Fell at his feet : Ona rica eden. Ona yalvaran. Kendisini ona küçük düşüren. Entreated him.
With his feet on the ground : Ayakları yere basar bir şekilde. Gerçekçi bir şekilde. Uygulanabilir bir şekilde. Aklı başında bir şekilde.
Changing of the feet : Dansçının kapalı duruşla atlayıp, kapalı duruşla sonuçlandırdığı sıçrama. Ayak değiştirmesi.
İngilizce Feet Türkçe anlamı, Feet eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Feet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Hoof : Yol tepmek. Dans etmek. Toynaklı hayvan. Toynaklı olan memelilerin parmaklarının uç bölgesinde, ön tarafını korumaya yarayan boynuz maddesinden yapılmış kısım. Tırnak. Yaya gitmek. Tepmek. Çiftelemek (at vb). Tekmelemek.
Pes : Pes. Ayak veya ayak şeklinde yapı.
Hooves : Toynaklı hayvan. Toynak.
Sympathise : Yakınlık göstermek. Sempati duymak. Aynı acıyı hissetmek. Acımak. Başsağlığı dilemek. Sempatizanı olmak. Etkileşmek. Duygularını paylaşmak. Yakınlık duymak. Tarafını tutmak.
Harbour : Kıyıda, doğal olarak ya da mendirek ve dalgakıranlarla fırtınalara karşı korunmuş yer ve böyle yerlerde deniz ulaştırmacılığının giriş ve çıkış kapısı olarak gelişmiş kent. Gütmek. Barındırmak. Misafir etmek. Gemilerin yolcu indirip-bindirme, yükleme-boşaltma, bağlama ve beklemelerine elverişli yeterli su derinliğine sahip, teknik ve sosyal altyapı tesisleri, yönetim, destek, bakım-onarım ve depolama birimleri bulunan doğal veya yapay olarak rüzgar ve deniz tesirlerinden korunmuş kıyı yapıları. Korumak. Beslemek. Saklamak. Sığınak.
Entertain : (misafir) ağırlamak. İkram etmek. Misafir etmek. İzaz etmek. Aklında bulundurmak. Eğlendirmek. Ağırlamak. Oyalamak. Avutmak. Konuklamak.
Reason : İnsanlara özgü, onların tümel ve zorunlu olan ilkelere hiç bir güç harcamadan uymalarını sağlayan bilme, düşünme ve önlem alma yetisi. Görüşmek. Kanıtlamaya çalışmak. Düşünüp taşınmak. Usa vurmak. Akıl. Akıl yürütmek. Sonuca varmak. Sebep. Etraflıca düşünmek.
Beam : Neşretmek. Belirli bir yönde yol alan ışınım; özellikle ışın demeti ya da elektron demeti. Parlamak (yüzü). Yayılmak. Kiriş. Elektromagnetik ışınımın veya parçacıkların tek yönlü ya da yaklaşık olarak tek yönlü akışı. Işın. Parlamak. Yere düşey iki dikme arasında, yüksekliği ayarlanabilen dar dayanak yüzeyli tahtadan yapılmış denge ve asılma aracı. Sinyal vermek.
Quits : Fit olmuş. Berabere. Denk. Başabaş. Aynı düzeyde. Ödeşmiş.
Harbor : Bkz.harbour. Barındırmak (gemi vb). Limanda demirlemek. Barınak. Yataklık etmek. Sığınmak. Gütmek. Barındırmak. Saklamak.
Feet synonyms : pride oneself, take pride, buttress, radiate, pride, die, foot, smolder, counterfort, recapture, pillared, incline, experience, histrionics, reason out, rejoice, hold, rue, regret, nurse, footage, fume, burn, bearing, jambs, fly high, rule, conclude, plates, trotters, anger, cool off, see red.
Feet zıt anlamlı kelimeler, Feet kelime anlamı
Gladden : Sevindirmek. Sevinmek. Memnun etmek. Mutlu etmek.
Diverge : Sapmak. Ayırmak. Birbirinden uzaklaşmak. Ayrılmak. Uyuşmamak. Uzaklaşmak. Farklı olmak. Dallanmak. Açılmak. Birbirinden ayrılmak.
Feet ingilizce tanımı, definition of Feet
Feet kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Fact. Performance. [Bakınız: Foot].

Bu kısımda Feet kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Feet ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Feet anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Feet ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.