Fluctuated türkçesi Fluctuated nedir

  • Tereddüt etmek.
  • Yükselip alçalmak.
  • Azalıp çoğalmak.
  • Yükselip azalmak.
  • İnip çıkmak.
  • Dalgalanmak.
  • Kararsız olmak.
  • Bocalamak.
  • Düzensiz hareket etmek.
  • Değişmek.

Fluctuated ingilizcede ne demek, Fluctuated nerede nasıl kullanılır?

Fluctuated the shekel : Ekonomik durumdaki dalgalanmaya göre şekel veya miskal oranını değişen.

Fluctuate : Bocalamak. Kararsız olmak. Dalgalanmak. Tereddüt etmek. İnip çıkmak. Azalıp çoğalmak. Değişmek. Bir yükselip bir azalmak. Düzensiz hareket etmek. Yükselip alçalmak.

Fluctuates : Dalgalanmak. Bocalamak. Kararsız olmak. İnip çıkmak. Dalgalanmalar. Düzensiz hareket etmek.

Fluctuating : Düşen ve yükselen. Dalgalanan. İnip çıkan. Kararsız. İstikrarsız. Yükselip alçalan. Oynayan. Dalgalı. Dalgalanma. Bocalayan.

Fluctuating exchange rate : Dalgalı kur. Dalgalı döviz kuru.

Aggregate fluctuation : Toplu dalgalanma.

Fluctuational : Dalgalanan. Sallanan. Titrşen. Düzensiz. Stabil olmayan. Bocalayan. Çekilen ve geri taşan. İstikrarsız.

Pericardial fluctuation sounds : Perikardiyal çalkantı sesleri. Ekzokardiyal üfürümler.

Fluctuation : Değişip durma. Çalkantı. Oynama. Kararsızlık. Sendeleme. Bir değerin, ortalama değer çevresinde oynaması. İnip çıkma. Bir dizgenin durumunu belirleyen değişkenlerin denge konumundan sapma göstermeleri. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Değişim.

 

Mains fluctuations : Şebeke gerilim dalgalanması.

İngilizce Fluctuated Türkçe anlamı, Fluctuated eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fluctuated ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Halts : Topallamak. Sendelemek. Aksamak. Tereddüd etmek. Tökezlemek. Durmak. Kesmek. Durdurmak. Duraksamak.

Flourish : Süslemek. Gelişmek. Zenginleşmek. Yıldızı parlamak. Savrulmak. Gösteriş. Sallamak. El sallamak. Fanfar çalmak.

Blows : Patlatmak. Bitmek. Blow (üflemek). Çıkmak. Nefes vermek. Büyütmek. Tomurcuk açmak. Üflemek. Filizlenmek.

Seesaw : İkilem yaşamak. Tereddüd etmek. Aşağı yukarı sallanmak. Tahterevalliye binmek. Kah öyle kah böyle olmak. İkilemde kalmak. Çöğünmek. Gidip gelmek.

Balked at : İnat edilmiş. Yapmamakta diretilmiş. Yapmamakta diretmek. Ürkmek. Tereddüt edilmiş. İnat etmek. Ayak diremek.

Amending : Düzelmek. Değiştirmek (kanun vb). Değiştirme. İyileşmek. Düzeltmek. İyileştirmek.

Barters : Takas. Trampa etmek. Mübadele etmek. Takas yapmak. Değiş tokuş etmek. Değiş tokuş yapmak. Değiştirmek. Takas etmek.

Barter : Mübadele etmek. Değiştirmek. Değiş tokuş etmek. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Takas etmek. Trampa etmek. Değiş-tokuş. Takas. Değiş tokuş yapmak.

Get confused : Kafası kazan olmak. Zihni bulanmak. Şeşi beş görmek. Kafası karışmak. Kafası şişmek. Dumanlanmak.

Fluctuated synonyms : be in two minds, undulate, alternate, floats, waver, vacillate, changes, be in a state of flux, be undecided, demurred, doubts, displace, move, be uncertain, float, hang back, fluttered, flustering, balk at, hesitate, altering, be vague about something, billow, amended, amend, dithers, flown, be hazy about, undulates, flusters, fluttering, doubted, dither.