Fostress türkçesi Fostress nedir
- Hemşire.
- Besleyen ve büyütüp yetiştiren kimse.
Fostress ingilizcede ne demek, Fostress nerede nasıl kullanılır?
Foster : Büyütmek. Beslemek. Üvey. Gayretlendirmek. Bakmak. Gelişmesine yardım etmek. Geliştirmek. Canlandırmak. Teşvik etmek. Evlatlık.
Foster brother : Sütkardeş.
Foster brother or sister : Süt kardeş.
Foster child : Sütevlat. Manevi evlat. Süt evlat. Sütçocuk. Bakılan çocuk. Büyütme. Süt çocuk. Üvey evlat. Evlatlık.
Foster cow : Bir ineğin kendisine ait olmayan bir buzağının annesi olması. Bakıcı inek.
Foster parent : Üvey anne baba. Koruyucu anne baba. Evlat edinen anne veya baba. Çocuk yetiştirirken biyolojik anne babanın yerini alan kadın veya erkek.
Fosterage : Evlat edinme. Teşvik. Evlatlık büyütme. Başka birisinin çocuğunu kendisininmiş gibi yetiştirme.
Foster father : Sütbaba. Süt baba.
Foster mother : Kendisinin olmayan bir çocuğun bakımını ve yetiştirilmesi sorumluluğunu üzerine alan kadın. Koruyucu anne. Sütanne. Süt anne.
Foster family : Koruyucu aile. Evlat edinen aile. Bırakılmış ya da öksüz kalmış bir çocuğun bakımını yasaya uygun bir biçimde üzerine alan aile. Evlat edinilmiş aile. Bakıcı aile.
İngilizce Fostress Türkçe anlamı, Fostress eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Fostress ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Accentuation : Belirtme. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Vurgu. Vurgulu okuma. Vurgulama. Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Harekeleme. Ahenk vurgusu. Önemle belirtme.
Health visitor : Eve gelen sağlık görevlisi.
Sister : Hastalara bakan hemşirenin ilk adından veya ilk adıyla soyadından önce kullanılan unvan. Bacı. Yenge. Hastabakıcı. Kız kardeş. Kızkardeş. Rahibelerin ilk adından önce kullanılan unvan. Simil. Rahibe.
Accent : Üzerinde durmak. Önem. Vurgulamak. Şive. Aksan işareti. Aksan vermek. Aksan. Vurgulu okumak. Ağız. Vurgu.
Word accent : Kelime vurgusu. Vurgu.
Pain : Ağrı. Canını yakmak. Acı. Acı çekmek. İncitmek. Üzmek. Kırmak. Kalbini kırmak. Eziyet etmek. Istırap.
Inflection : Bükün. Sesin perdesini değiştirme. Eğilme. Ses tonunun değişmesi. Çekim eki. Büküm. Çekim. Bir konuşma tümcesinde müzik notalarının kullanılması, ses tavrının ve uzamının değişmesi. Sesin yükselip alçalması. Kıvrılma.
Painfulness : Acılı olma. Istırap.
Sistering : Kardeş. Hastabakıcı. Rahibe. Kızkardeş. Abla. Kız kardeş. Hastalara bakan hemşirenin ilk adından veya ilk adıyla soyadından önce kullanılan unvan. Rahibelerin ilk adından önce kullanılan unvan. Yenge.
Fostress synonyms : tsoris, tonic accent, pitch accent, nursing sister, emphasis, self torture, torment, wound, prosody, sisters, anguish, suffering, self torment, word stress, sentence stress, torture, hurt, sick nurse, nurse.
Fostress zıt anlamlı kelimeler, Fostress kelime anlamı
Pleasure : Lezzet. Kıvanç. Zevk. Memnuniyet. Eğlence. İstek. Haz. İrade. Keyif. Sevinç.
Play up : Vurgulamak. Üzerinde durmak. Yaramazlık etmek. Oyun oynamak. Daha yüksek sesle çalmak. Abartmak. Daha sesli çalmak. Sorun çıkarmak. Elinden gelenin en iyisini oynamak (spor terimi). Belirtmek.
Foreground : Önplan. Ön. Görünçlüğün önündeki bölüm; öne düşen yerler. dip karşıtı. bazı ikinci, üçüncü sınıf sinemalarda görüntülüğe en yakın sıralar. En öndeki görüntü. Önalan. Ön plana almak. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ön plan.
Fostress ingilizce tanımı, definition of Fostress
Fostress kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A woman who feeds and cherishes. A nurse.

Bu kısımda Fostress kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Fostress ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Fostress anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Fostress ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.