Free trade agreement türkçesi Free trade agreement nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Serbest ticaret anlaşması.
  • İki veya daha çok ülkenin aralarındaki ticareti geliştirmek amacıyla ticaretteki sınırlamaları kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak için yaptıkları anlaşma.
  • Serbest mübadele anlaşması.

Free trade agreement ingilizcede ne demek, Free trade agreement nerede nasıl kullanılır?

Free : Serbest. Beleş. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Serbest bırakmak. Erkin. Bedava. Ücretsiz. Parasız. Hiçbir biçimde herhangi bir koşula bağlı olmayan, özgür olan. Rahatlatmak.

Trade : Eğitim, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İş yapmak. Ticaret. Ticaret yapmak. İşlenmemiş, işlenmiş, yapılmamış, taşınır, durağan mal alım ve satımı. kira ve kiralama, çeşitli olaylarda gerçekleşen kırılma ve dökülmenin onarımına, uğraşı edinilmek koşuluyla seyretme, eğlence yerleri açarak çalıştırma ve benzeri kazanç sağlayacak işlerle uğraşma. Almak. Satmak. Kar elde etmek amacıyla yapılan alım satım etkinliği. Alışveriş. Zanaat.

Agreement : Uzlaşma. Uyuşma. İtilaf. Türkçede cümle içinde özneyle yüklemin şahıs ve sayı bakımından birbirine uyması: şükriye, gerçekleşeceğini kimsenin söyleyemeyeceği bir ümide mahkum edilmiş bulunuyordu (t. buğra, yalnızlar, s. 119). siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç? (t. buğra, göst.e. s. 216). kolcular bildikleri halde yolunu beklemek şöyle dursun, rasgeldikleri yerde hatırını alırlar, gönlünü hoş ederlerdi (r. h. karay, memleket hikayeleri: küs ömer, s. 73) vb. Anlaşma. Bir ölçer ya da ölçekle tutumları ölçülen kişilerin, herhangi bir sınar ya da anlatımda dile getirilen tutumu benimseyerek onaylamaları durumu, bk. uyuşma. Aynı fikirde olma. Gramer, iktisat, ekonomi, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Mutabakat. İttifak.

 

Us canada free trade agreement : Abd ile kanada arasında sanayi malları ticaretini konu eden ve serbest ticaret bölgesinin (nafta) kuruluşunu sağlayan 1988 yılında imzalanmış anlaşma. krş. serbest ticaret bölgesi. Abd-kanada serbest ticaret anlaşması.

Free trade : Serbest ticaret. İthalatta devlet tarifeleri veya gümrük vergileri olmadan ülkeler arasında kısıtlanmamış ticaret. Tarife veya tarife dışı engeller gibi herhangi bir devlet müdahalesi veya piyasa engelleri olmaksızın yapılan ticaret.

European free trade area : Avrupa serbest mübadele bölgesi. Avrupa serbest ticaret bölgesi. Avrupa serbest ticaret alanı. Avrupa serbest ticaret bölgesi (astb).

International confederation of free trade unions : Uluslararası hür işçi sendikaları konfederasyonu. Uluslararası hür işçi konfederasyonları. İşçi sendikalarının üye oldukları, 1949 yılında merkezi brüksel olarak kurulan ve kasım 2006 tarihinde dünya emek konfederasyonu ile birleşerek olan uluslararası sendikalar konfederasyonuna dönüşen üstbirlik. 1949'da kurulan işçi haklarını gözlemleyen ve savunan uluslararası işçi sendikası. Icftu.

 

Free trade zone : İthalatta devlet tarifeleri veya gümrük vergileri konulmadan ülkeler arasında kısıtlanmamış ticaret gerçekleşen bölge. Üye ülkelerin, aralarındaki ticarete gümrük tarifelerine ve miktar kısıtlamalarını kaldırdıkları, ancak birlik dışında kalan ülkelere karşı her birinin kendi özel tarifesini uyguladığı iktisadi bütünleşme türlerinden biri. krş. gümrük birliği, iktisadi birlik, tercihli ticaret anlaşması, ortak pazar yalnızca ticari etkinliklere ayrıcalık tanındığı serbest bölge. Serbest ticaret alanı. Serbest ticaret bölgesi. Serbest bölge.

Free trade theories : A. smith ve d. ricardo’nun öncülüğünü yaptığı, ülkelerin maliyet üstünlüklerinin bulunduğu alanlarda uzmanlaşmalarına dayalı olarak yapılan serbest ticareti savunan kuramlar. Serbest ticaret kuramları.

European free trade association : Aralarındaki gümrükleri kaldıran fakat dışa karşı ortak tarifeyi öngörmeyen bir iktisadi birleşme hareketi. İktisat, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Avrupa serbest ticaret bölgesi. Avrupa serbest mübadele örgütü. Avrupa serbest ticaret birliği. 1960 yılında üye ülkeler arasında serbest ticareti ve daha sonra (1994'te) ortak ekonomiyi teşvik etmek için kurulan birkaç avrupa ülkesi örgütü. 1960 başında ingiltere'nin öncülüğünde avrupa ekonomik topluluğu'na üye olmayan bir grup ülke arasında kurulmuş. Efta. Avusturya, danimarka, norveç, portekiz, isveç, isviçre, ingiltere ve finlandiya tarafından üye ülkeler arasındaki ticaret engellerini kaldırmak üzere avrupa ekonomik topluluğuna (aet) alternatif olarak 1959 yılında kurulmuş ve üyelerinin çoğunluğunun avrupa birliğine katılmasıyla varlığı sona eren serbest ticaret birliği. Avrupa serbest ticaret kurumu.

İngilizce Free trade agreement Türkçe anlamı, Free trade agreement eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Free trade agreement ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Free trade agreement synonyms : ability to pay approach, ability rent, a shift in individual demand, a change in supply, a change in demand, abolition of forced labour convention.