Free trade türkçesi Free trade nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Tarife veya tarife dışı engeller gibi herhangi bir devlet müdahalesi veya piyasa engelleri olmaksızın yapılan ticaret.
  • Serbest ticaret.
  • İthalatta devlet tarifeleri veya gümrük vergileri olmadan ülkeler arasında kısıtlanmamış ticaret.

Free trade ile ilgili cümleler

English: That candidate stands for free trade.
Turkish: O aday serbest ticaret yanlısı.

Free trade ingilizcede ne demek, Free trade nerede nasıl kullanılır?

Free : Serbestçe. Hiçbir biçimde herhangi bir koşula bağlı olmayan, özgür olan. Beleş. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Muaf. Serbest bırakmak. Rahatlatmak. Bedava. Ücretsiz. Asalak olmayan, beslenme yönünden bağımsız, kendibeslek olan.

Trade : Alım satım yapmak. Takas etmek. Tecim. Satmak. Zanaat. Ticaret yapmak. Kar elde etmek amacıyla yapılan alım satım etkinliği. Özdeksel gereksinme ve zorunlukları karşılamak için el ve araçla yapılan iş. el uzluğu isteyen işler. İşlenmemiş, işlenmiş, yapılmamış, taşınır, durağan mal alım ve satımı. kira ve kiralama, çeşitli olaylarda gerçekleşen kırılma ve dökülmenin onarımına, uğraşı edinilmek koşuluyla seyretme, eğlence yerleri açarak çalıştırma ve benzeri kazanç sağlayacak işlerle uğraşma. Sanat.

 

Free trade agreement : İki veya daha çok ülkenin aralarındaki ticareti geliştirmek amacıyla ticaretteki sınırlamaları kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak için yaptıkları anlaşma. Serbest mübadele anlaşması. Serbest ticaret anlaşması.

Free trade area : Serbest ticaret bölgesi. Serbest mübadele bölgesi. Açık değişme bölgesi. Gümrük, iktisat alanlarında kullanılır. Kendi kökenli mallarıyle ilgili tecim ilişkilerinin tümünde ya da bir bölüğünde, gümrük vergisi ile öteki engelleri birbirine karşı kaldırmış olan iki ya da daha çok gümrük ülkesinin oluşturduğu grup. (bu grupta olmayan ülkelerden gelecek mallara, grupta olan her bir ülkenin kendi ulusal bildirmeliği uygulanır) a. bk. gümrük birliği. Serbest ticaret alanı. Üye ülkelerin, aralarındaki ticarete gümrük tarifelerine ve miktar kısıtlamalarını kaldırdıkları, ancak birlik dışında kalan ülkelere karşı her birinin kendi özel tarifesini uyguladığı iktisadi bütünleşme türlerinden biri. krş. gümrük birliği, iktisadi birlik, tercihli ticaret anlaşması, ortak pazar yalnızca ticari etkinliklere ayrıcalık tanındığı serbest bölge. Serbest bölge.

Free trade policy : Onsekizinci yüzyılda merkantilizme tepki olarak doğan, a. smith ve d. ricardo’nun öncülüğünü yaptığı serbest ticaret kuramlarına dayanan politika. Serbest ticaret politikası.

Free trade theories : A. smith ve d. ricardo’nun öncülüğünü yaptığı, ülkelerin maliyet üstünlüklerinin bulunduğu alanlarda uzmanlaşmalarına dayalı olarak yapılan serbest ticareti savunan kuramlar. Serbest ticaret kuramları.

Free trade zone : Serbest bölge. Serbest ticaret bölgesi. İthalatta devlet tarifeleri veya gümrük vergileri konulmadan ülkeler arasında kısıtlanmamış ticaret gerçekleşen bölge. Üye ülkelerin, aralarındaki ticarete gümrük tarifelerine ve miktar kısıtlamalarını kaldırdıkları, ancak birlik dışında kalan ülkelere karşı her birinin kendi özel tarifesini uyguladığı iktisadi bütünleşme türlerinden biri. krş. gümrük birliği, iktisadi birlik, tercihli ticaret anlaşması, ortak pazar yalnızca ticari etkinliklere ayrıcalık tanındığı serbest bölge. Serbest ticaret alanı.

 

İngilizce Free trade Türkçe anlamı, Free trade eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Free trade ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

Free trade synonyms : ability to pay principle, a change in demand, open door, abnormal budget expenditures, a change in supply, free foreign trade, a pass through certificate, a group shares.