Fumes türkçesi Fumes nedir

  • Buhar.
  • Buhar (genellikle zararlı kokusu olan).
  • Gaz.
  • Dumanlı sis.
  • Duman.

Fumes ile ilgili cümleler

English: She has a lot of perfumes.
Turkish: Onun birçok parfümü var.

English: Try not to inhale the fumes.
Turkish: Gazı teneffüs etmemeye çalışın.

English: Toxic fumes of bromine can damage one's lungs.
Turkish: Brom Zehirli dumanı kişinin ciğerlerine zarar verebilir.

Fumes ingilizcede ne demek, Fumes nerede nasıl kullanılır?

Engine fumes : Egzos dumanı.

Exhaust fumes : Egzos dumanı. Egzoz dumanı.

Toxic fumes : Ağılı duman. Zehirli duman.

Perfumes : Itriyat. Parfüm sürmek. Güzel koku vermek.

Would you show me some perfumes : Parfüm gösterir misiniz.

Cheap perfume : Ucuz parfüm. Ucuz ve düşük kaliteli parfüm.

Fumerell : Panjurlu çatı havalığı.

Fret and fume : Söylenmek. Mırıldanmak.

Fumeless : Dumansız.

Acid fume : Asit buharı.

İngilizce Fumes Türkçe anlamı, Fumes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fumes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hashish : Ot. Ampes. Haşaş. Hintkenevirinden çıkarılan esrar. Esrar. Afyon. Haşhaş. Haşiş.

Smogs : Sis. Kirli hava. Kirli hava kütlesi. Koyu duman. Sisle karışmış duman. Endüstri sisi. Duman-sis.

Fume : Köpürmek. Kızmak. Patlamak. Bir uçun için de asılı küçük (0,1 -1 mikronluk) katı ya da sıvı taneciklerin oluşturduğu karışım. Tütmek. Duman çıkarmak. Yerçekimi etkisiyle yavaşça çöken, boyutları 0,1-5 mm çapındaki katı taneciklerin gaz evresinde dağılmalarından oluşan asıltı. '. Öfkelenmek.

 

Haze : İnce sis. Müphemlik. Pus. Belirsizlik. İnce duman. Uğraşmak. Şüphe. Sis. Canından bezdirmek.

Mists : Buğu. Sis. Karartı. Pus.

Steams : Buğulamak. Buhar çıkarmak. Buharla çalışmak. Buğulama yapmak. Coşturmak. Buhar çıkmak (bir şeyden). İstimbotla veya buharlı lokomotifin çektiği trenle gitmek. İstim. Buhar halinde çıkmak (bir şeyden).

Bump start : İterek çalıştırma. İterek çalıştırmak. Vurdurma. Vurdurmak.

Mist : Buğulandırmak. Buğulamak. Nemli havanın yeterince soğumasıyla içindeki su uçuğunun yeryüzüne yakın yerlerde yoğuşumu. bir uçun içindeki sıvı damlacıklarından oluşan asıltı. Sis bastırmak. Sisli olmak. Sis basmak. Sisle kaplamak. Buğulanmak. Çiselemek. Coğrafya, fizik alanlarında kullanılır.

Evaporation : Evaporasyon. Toprak yüzeyindeki suyun buharlaşması ve toprak üzerinde yetişen bitkilerin terlemesi (transpirasyon) ile su kaybı. evaporasyon, evatransporasyon. Sıcaklığın etkisiyle suyun sıvı durumdan buğu durumuna geçmesi. Suyun veya diğer sıvı maddelerin gaz haline dönüşmesi, evaporasyon. Buğu. Tebahhur. Buğulanma. Biyoloji, coğrafya, kimya, madencilik, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Katı veya sıvı maddelerin yapısında bulunan su veya herhangi bir bileşenin ısı değişikliği nedeniyle gaz haline geçmesi.

Fogginess : Sisli olma. Sislilik. Belirsizlik.

Fumes synonyms : flatulence, steamering, evaporations, hazed, steam, waste product, steamer, aeros, exhalation, brume, lunt, waste matter, exhaust, gaseous, vapored, flatulences, fuel gas, gases, exhaust fumes, aurae, steamers, smokes, vapor, hazes, aero, waste material, kerosene, smog, gas oil, smoke, mistiness, aura, gas.