Fundraiser türkçesi Fundraiser nedir

  • Parasal yardımlar toplamak amacıyla yapılan sosyal etkinlik.
  • Para toplayan kimse.
  • Para toplama amacıyla düzenelenen sosyal etkinlik.
  • Bağış toplama etkinliği.
  • Para toplamak için düzenlenen sosyal etkinlik.
  • Bağış toplamak için görevlendirilmiş olan kimse.
  • Bağış toplamak için düzenlenen sosyal etkinlik.
  • Bağış toplayan kimse.

Fundraiser ile ilgili cümleler

English: Ali wanted to cancel the fundraiser.
Turkish: Ali bağışı iptal etmek istedi.

English: Ali and Mary thought it might be a good idea to have a fundraiser.
Turkish: Ali ve Mary bir fon sağlayıcıya sahip olmanın iyi bir fikir olabileceğini düşündüler.

English: The fundraiser was Tom's idea.
Turkish: Bağış Tom'un fikriydi.

Fundraiser ingilizcede ne demek, Fundraiser nerede nasıl kullanılır?

Fundraisers : Para toplayan kimse. Para toplama amacıyla düzenelenen sosyal etkinlik. Bağış toplayan kimse. Bağış toplama etkinliği. Bağış toplamak için düzenlenen sosyal etkinlik. Parasal yardımlar toplamak amacıyla yapılan sosyal etkinlik. Bağış toplamak için görevlendirilmiş olan kimse. Para toplamak için düzenlenen sosyal etkinlik.

Fundraising : Bir kurum için mali kaynaklar toplama eylemi (veya siyasi parti, vs.). Para toplama eylemi. Bağış toplama. Para toplama.

 

İngilizce Fundraiser Türkçe anlamı, Fundraiser eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fundraiser ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Canvasser : Tetkik eden kimse. Anketör. Temsilci. Sipariş toplayan kimse. Plasiye. Oy tasnifiyle görevlendirilen memur. Propagandacı.

Solicitor : Acenta. Avukat. Hukuk danışmanı. Hukuk görevlisi. Acente. Savcı. Reklam ajansı. Dava vekili. Hukuk müşaviri. İstekli.

Social function : Toplumsal işlev.

Function : Bağımsız değişkenler ile bağımlı değişken arasındaki ilişkinin matematiksel ifadesi. bk. işlev. İş görmek. Herhangi bir şeyin gördüğü iş, iş görme yetisi, görev. Bir edim, eylem ya da bir ilişkiler dizgesine özgü etkinlik ya da bir değişkende bağıl olarak beliren değişme, bk. bağıllık. Bir ekin öğesinin belli bir toplumsal düzenin uyumlu işleyişine yaptığı katkı. bir yapının gerçekleştirebileceği ve onu başka yapılardan ayırt etme olanağı veren eylem türü ya da türleri. Görev yapmak. Amaç. Resmi ya da özel tören. İş. İşlev görmek.

Affair : Hadise. Aşk ilişkisi. Dalga. Maslahat. Hal. Mesele. Sorun. İş. Şey. İlişki.

Fund raiser : Kaynak geliştirme sorumlusu.

Occasion : Gereklik. Münasebet. Ortam. Sebep. Uygun zaman. Nedence. İcap. Vesile. Şatafatlı kutlama.

Fundraiser synonyms : social occasion, fundraisers.