Güvelek nedir, Güvelek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Küçük su fıçısı.

Böğelek sineği.

Dibi geniş üstü dar yağ kutusu.

[Bakınız: göylek].

Ağaçlarda biten asalak bitki, burç.

Güvelek anlamı, kısaca tanımı

Güvel : Ördek

Güve : Kurtçuğu yapağı, yünlü kumaş ve dokuma yiyen pul kanatlılardan bir böcek (Tine pellionella).

Yağ kutusu : Makine ve otomobil aksamında yağ gereksinimini karşılayan kutu.

Böğelek : Sığırları rahatsız eden bir çeşit sinek, gübre sineği. Rahatsız edici. Ökse otu. [Bakınız: büvelek].

Asalak : Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı, parazit. Başkalarının sırtından geçinen (kimse), abacı, ekti, otlakçı, parazit, tufeyli.

Göylek : Küçük su fıçısı. Ağaçlarda biten asalak bitki, burç.

Geniş : Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

 

Fıçı : Bir araya getirilerek çemberlerle tutturulmuş ensiz tahtalardan yapılan, yuvarlak, karnı şişkin ve altı üstü düz kap. Bu kabın alabileceği miktarda olan.

Burç : Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı. Zodyak üzerinde yer alan on iki takımyıldıza verilen ortak ad. Demir aksamın birbirine değmesini engellemek, boşlukları doldurmak amacıyla sarı, karbon, plastik vb.nden yapılmış olan bir motor parçası. Ökse otu.

Böğe : İri ve zehirli örümcek. Geceleri ışığa gelen ağulu böcek. Bataklıkta yaşayan, zehirli bir böcek. [Bakınız: bö, bô]. Suyun önüne çekilen set, bent.

Asal : Esasla ilgili, asıl ve temel olanla ilgili, esasi.

Sine : Göğüs. Gönül, yürek. Bağır, iç.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Kutu : İnce tahta, mukavva, teneke, plastik vb.nden yapılmış, genellikle kapaklı kap. Bir kimsede, bir yerde, bir şeyde iyi veya kötü bir özelliğin fazlalığını belirten bir söz. Bu kabın alabildiği miktarda olan. Elektrik veya telefon tellerinin toplanıp bağlandığı kap.

Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

Geni : Sözünün eri, mert kişi. Gani. Geri.

Yağ : Birleşiminde stearik, oleik, palmitik asitlerle gliserin bulunan ve bunların oranlarına göre kıvamları değişen bitkisel veya hayvansal madde. Güzel kokulu bitkilerden çıkarılan uçucu, kokulu ve sıvı madde. Abartılı övgü. Vücudun, atılması gereken amonyak, üre vb. maddelerini içine alarak deriden sızan ve ter kokusunu veren madde. Vazelin, mazot gibi yağları andıran ve sanayide kullanılan bir mineral madde.

 

Dar : İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı. İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk. Yetersiz. Yurt. Güçlükle, ucu ucuna, ancak. Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz, mikro. Sıkıntılı. Az, elverişsiz, sınırlı. Ev.

Diğer dillerde Güve tozu anlamı nedir?

İngilizce'de Güve tozu ne demek ? : moth powder