Gadar nedir, Gadar ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kadar.

Horoz ibiği.

Ateş.

Kader.

Kadar, karşılığı gader.

Gadar tanımı, anlamı

Gada : Dert, hastalık. Belâ. Kardeş. [Bakınız: gaga]. Teyze. Ağabey. Kaza, bela. Dert, keder, üzüntü. Eski türkçe kadaş: Arkadaş. “Yunus gadam annadur.”. Eski türkçe kadaş: kardeş; arkadaş. Kadar. Bela. Erkek kardeş (Çayağzı). Kaza, dert (Gadan alım şeklinde kullanılır.). Kadar (Kuşu). Kadar (bk. kada, kadar, kadan)

Gadara : Değirmen oluğunun üstünde suyun toplandığı yer.

Gadarak : Kadar.

Gadarca : Kadar.

Gadarı : Kadar.

Geçesilik gadar : Geçecek kadar.

Varıncaya gadar : O da, onlar da içinde olarak: Ayak dakımlarına varıncaya gadar herkezin gözü başkanlıkta.

Yumruk gadar : Ufacık.

Horoz ibiği : Horozun tepesinde bulunan etli kırmızı kısım.

Gader : Kadar. Kader.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Kader : Yazgı. Genellikle kaçınılmaz kötü talih.

Horoz : Tavukgillerden, tavuğun erkeği olan kümes hayvanı. Ateşli silahlarda çakmak taşına veya merminin kapsülüne vurmaya yarayan metal parça. Kapı zembereğinin mandalı. Kabadayı erkek.

 

Kadar : Ölçüsünde, derecesinde. Miktarda, derecede. Gibi. Denli. Büyüklüğünde, genişliğinde. Süre belirten bir söz. Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz. Dek.

Kada : Kardeş. Ağabey. Kız kardeş, abla. Küçük kardeş. Arkadaş. Teyze. Yeni doğmuş hayvan yavrusu. Gönül, naz. Konuşmaya engel olan dilbağı : Dili kadalı olduğundan konuşamıyor. Sıra: Ahmet'in kadasını sen mi savdın. Kadar (bk. gadâ, kada kadar). Kadar. Kadar, bk. kadê, kadâr.

Kade : Küçük kardeş. Arkadaş. Teyze. [Bakınız: kada]. Hala. [Bakınız: kadi]. Ortası yassı, yağlı bir çeşit ekmek. Yenge. [Bakınız: gade].

Gade : Kardeş. [Bakınız: gadi (II)-1)]. [Bakınız: gada]. Kadeh. Yenge. Küçük su ya da çay bardağı. (İnönü Eskişehir).

Ateş : Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.

Diğer dillerde Gaba anlamı nedir?

İngilizce'de Gaba ne demek ? : gamma-aminobutyric acid, gaba