Galleli zığva nedir, Galleli zığva ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Arkası çok pensli ve bol, paçaları dar, baldırı saran pantolon, bir çeşit zıpka.

Galleli zığva anlamı, kısaca tanımı

Galle : Sincap. Kumbara, kasa. Erimiş kuyruk yağı ile sade yağın karışımından elde edilen bir çeşit yağ. Beyaz kaya tuzu. Gelinciğe benzeyen bir çeşit hayvan. [Bakınız: gallep]. Pancar, nohut ve tahılla yapılan bir çeşit yemek. Şalgamlı pilav. Domates salçası. Elmadan yapılan bir yemek. Erik, ü-züm, nohut ve etle pişirilen bir yemek. Kıymalı patlıcan ve kabak yemeği. Tatlı ve kırmızı kabağın haşlaması. 1. Bir çeşit lahana yemeği. 1. Kuru meyvelerden yapılan hoşaf, komposto. 1. Kabak hoşafı. Yabani güvercin. Karışık. Kıymalı patlıcan, kabak ve benzerleri sebze yemeği. Kasa. Bir patlıcan yemeği. (Gücülü Yalvaç Isparta)

Zığva : Ağı geniş, paçaları dar bir çeşit şalvar. Bir çeşit dar şalvar. Arkası körüklü dadaş pantolonu.

Bol paça : Geniş paça. Dökük, saçık, şapşal (kimse).

Pantolon : Belden başlayan ve genellikle paçaları ayak bileklerine kadar inen giyecek.

Paçala : Safrakesesi. Güven duygusu, yüreklilik.

Pantol : Pantolon. Fransızca kökenli pendule: saat pandülü.

Baldır : Bacağın dizden ayak bileğine kadar olan bölümü, incik. Bu bölümün yumuşak ve şişkin olan arka tarafı.

 

Paçal : Ekmek yapmak için çeşitli tahılların yasaya göre belirlenen gerekli karışım oranı. Çeşitli şeylerin karışımı.

Zıpka : Karadeniz kıyısı halkının giydiği dar paçalı potur.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Saran : Pamuk ipliğinden yapılmış kilim, çul. Kuşatan, çeviren. Hasis, cimri.

Pens : Giysilerde bazı yerlerden içeriye doğru daraltılarak dikilmiş bölüm. Pense. Kıskaç biçiminde iğne.

Sara : Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı, tutarık, tutarak, tutarga, yilbik, epilepsi.

Paça : Pantolon, don, şalvar vb. giyeceklerde bacakların çıktığı aşağı bölüm. Bu ayaktan yapılmış olan çorba. Kasaplık hayvanların ayağı.

Arka : Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Bol : İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı. Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı. Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki.

 

Dar : İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı. İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk. Yetersiz. Yurt. Güçlükle, ucu ucuna, ancak. Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz, mikro. Sıkıntılı. Az, elverişsiz, sınırlı. Ev.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde Galile yöntemi anlamı nedir?

İngilizce'de Galile yöntemi ne demek ? : galilean method