Gaydalanmak nedir, Gaydalanmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bayılacak kadar korkmak.

Delirmek, çıldırmak.

Kibarlaşmak: Karşımda gaydalanma.

Sekerek yürümek.

Koşmak.

Gaydalanmak anlamı, kısaca tanımı

Gayda : Kamıştan yapılmış çift düdük ve tulumdan oluşan, tiz sesli, nefesli, İskoçların millî çalgısı

Kibarlaşmak : Kibar duruma gelmek, kibarlık kazanmak.

Kibarlaşma : Kibarlaşmak işi.

Çıldırmak : Delirmek, aklını oynatmak. Israrlı bir biçimde istemek, büyük arzu göstermek.

Çıldırma : Çıldırmak işi.

Delirmek : Deli olmak, aklını yitirmek, çıldırmak.

Delirme : Delirmek işi.

Yürümek : Adım atarak ilerlemek, gitmek. Yol almak. Faiz, hesap edilmek, işlemek. Karada ya da suda, herhangi bir yöne doğru sürekli olarak yer değiştirmek. Bir yere gelmek, bir yere ulaşmak, kaplamak. Geçmek, ilerlemek, değişmek. Çocuk ayakları üzerinde gezecek duruma gelmek. Yayan gezmek, yayan gitmek. Gereği gibi yapılmak veya ilerlemek. Ölmek. Bir işte ileri gitmek. Üzerine doğru gitmek, akın etmek, saldırmak, hücum etmek.

Korkmak : Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak. Yapamamak, cesaret edememek. Çekinmek, sakınmak, saygı duymak. Kaygı duymak, endişe etmek.

Yürüme : Yürümek işi.

Koşmak : Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek. Bir işle çok ilgilenmek, koşuşturmak. Kovalamak, üstüne düşmek, izlemek. Koşuya çıkmak. Birlikte iş görmesi için bir şeyi başka birinin yanına katmak, arkadaş olarak vermek. Bir yere ivedilikle gitmek. Birini, bir işte görevlendirmek. Hayvanı çekeceği arabaya, sabana vb.ne bağlamak.

 

Korkma : Korkmak işi.

Çıldır : Ardahan iline bağlı ilçelerden biri.

Kadar : Ölçüsünde, derecesinde. Miktarda, derecede. Gibi. Denli. Büyüklüğünde, genişliğinde. Süre belirten bir söz. Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz. Dek.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Koşma : Koşmak işi. Bir halatı, ağacı pekiştirmek için yanına konulan halat veya ağaç. Sazla okunmak için hece ölçüsü ile yazılmış, ilk kıtasının birinci, ikinci ve dördüncü dizeleriyle öteki kıtalarının dördüncü dizeleri birbiriyle, kalan dizeler de kendi aralarında uyaklı, konuları sevgi ve doğa olayları olan bir halk şiiri.

Kibar : Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan (kimse). Büyükler, ulular. Soylu, köklü (kimse, aile).

Seke : Odanın ayakkabı konulan yeri, eşik. Pike, yatak örtüsü. [Bakınız: seki]. Yuvarlak, tatlı bir çeşit armut. Alçak ayaklı, arkalıksız iskemle. Tahta sıra. Peyke.

Yürü : “devam et, git” anlamında kullanılan bir söz. [Bakınız: yürüyş]. Haydi.

Diğer dillerde Gay lussac yasası anlamı nedir?

İngilizce'de Gay lussac yasası ne demek ? : gay lussac’s law