Gelberi etmek nedir, Gelberi etmek ne demek

Gelberi etmek; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de argo olarak kullanılır.

  • aşırmak, çalmak, kendine mal etmek

Gelberi etmek tanımı, anlamı

Etme : Etmek işi

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Gelberi : Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç. Tırmık. Ağaç dallarını budamak için kullanılan eğri demir. Harman döküntülerini toplamaya yarayan araç.

Aşırmak : Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden diğer yanına geçirmek. Çalmak, çalıp götürmek, araklamak. Başkasının eserinden parçalar alıp kendisininmiş gibi göstermek. Tehlike içinde bulunan bir şeyi acele kaçırmak.

Aşırma : Aşırmak işi. Özellikle para aşırma, aşırtı, ihtilas. Küçük kazan, kova, bakraç. Aşırılmış. Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma, intihal. Yapı çatılarında uzun mertek, aşık.

Çalmak : Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Benzemek, andırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak ya da sürterek ses çıkartmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Süpürmek, temizlemek. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek.

 

Kendi : İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat. Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz. Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz.

Çalma : Çalmak işi. Çalınmış. Hırsızlık, sirkat. Kakmalı olmayan, kalemle işlenmiş. Başa sarılan sarık. Kibrit.

Kend : Kasaba, şehir.

Aşır : Aşure. Boş ver, önemseme. [Bakınız: Aşir].

Mal : Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü. Esrar. Bayağı, aşağılık, kötü kimse. Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, emtia. Büyükbaş hayvan. Orospu.

Diğer dillerde Gel git devinimi anlamı nedir?

İngilizce'de Gel git devinimi ne demek ? : reciprocating motion