Gelin nedir, Gelin ne demek

  • Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın
  • Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın.

Yerel Türkçe anlamı:

Kırmızı zambak.

Gelin; yeni evlenmiş genç kadın

Lale.

Gelin isminin anlamı, Gelin ne demek:

Kız ismi olarak; Evlenmek üzere hazırlanıp, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın. Genç kız.

Gelin hakkında bilgiler

Gelin, evlenmek üzere hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın.

Bir kız nişanlandığı andan itibaren oğlan evi tarafının gelinidir. Düğün günü evlilik törenine hazırlanmış, süslenmiş kıza da gelin denir. Evlenip yeni evine giden bir kız, koca evinde bir süre evin gelini muamelesi görür. Evlenme çağına gelen kızlar, içinde bulundukları yörenin gelenek ve inançlarına göre gelin olurlar.

İlkel çağlarda, özellikle totem inançlarına bağlı klan düzeninde gelin olan kız totemini değiştirir, kocasının totemine bağlanırdı. Bu yüzden gelin törenleri totem inançlarına bağlanarak yapılmış olan dinî tören niteliğindeydi. Eski Türk topluluklarında da bir obadan başka obaya giden gelin için düzenlenen törenler böyle bir nitelik taşırdı. İslamiyetten sonra gelin törenlerine bu dinin kuralları hâkim oldu, fakat eski çağlardan süregelen birçok husus da tutuldu.

 

Anadolu'da gelin törenleri bölge bölge değişiklikler gösterir. Fakat bu tören ve inançların ortak yanları da vardır. Gelin muamalesi nişan töreniyle başlar. Nişanlı kız, saç tarama ve baş örtme şekli ve baş örtülerinin rengi ile gelinliğe hazırlandığını açıklar. Nişanlılık süresinde gelin çeyizi hazırlanır. Düğün töreninde gelin, gelinlik adı verilen tören elbiselerini giyer. Düğün törenleri birkaç gün sürdüğü için gelinin birkaç elbisesi vardır. Bunların en önemlisi gelinin baba evinden koca evine giderken asıl düğün töreninin olduğu gün giydiği, tel ve duvak taktığı gelinliktir.

Gelin ile ilgili Cümleler

  • Nasıl olur da gelinciklerden nefret edebilirsin? Onlar çok sevimliler.
  • Rusçada "okşamak, sevgi" ile "bayağı gelincik" sözcükleri eşsesli ve muhtemelen etimolojik olarak ilişkilidirler.
  • Gelin bize katılın.
  • gelin artık başlayalım girin kapıdan ve sabaha kadar dans edelim.
  • Bak, bir gelincik!
  • Gelin çok güzel görünüyor.
  • Ali ve Mary önümüzdeki ay gelincikler diyarına seyahat etmeyi planlıyorlar.
  • Bir arkadaşım gelinciklere çok düşkündür.
  • Bir sürü ekmeğimiz var ve tereyağına gelince gereğinden fazlasına sahibiz.
  • Gelin bana katılın, olmaz mı?
  • Gelin damat tören bitince öpüştüler.
  • Ali sevgili Mary'si hariç, gelincikleri her şeyden daha fazla sever.
  • Gelin çok güzel görünüyordu.
  • Gelin, beyaz bir gelinlik giyiyordu.

Gelin anlamı, tanımı:

Evlenmek : Erkekle kadın, aile kurmak için yasaya uygun olarak birleşmek, izdivaç etmek.

Kadın : Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Hizmetçi bayan. Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Bayan.

 

Evlenme : Evlenmek işi, izdivaç.

Gelin almak : Erkeğe bir eş bulmak. gelini babasının evinden özel bir törenle alıp damadın evine götürmek.

Gelin etmek : Kızı evlendirmek.

Gelin gibi süzülmek : Geline yakışır biçimde edalı, nazlı yürümek.

Gelin gitmek : Bir aileye, bir yere gelin olarak gitmek.

Gelin olmak : Kız, evlenmek.

Gelin yazmak : Gelinin yüzünü değişik süs gereçleriyle bezemek.

Gelin abla : Yenge.

Gelin alayı : Gelini damat evine götürmek için gidenlerin hepsi.

Gelin alıcı : Gelini götürmek için oğlanevinden gelen kimse.

Gelinboğan : Bir tür ahlat.

Gelin böceği : Uğur böceği.

Gelin çiçeği : Zambakgillerden bir bitki (Fritillaria imperialis).

Gelinfeneri : Kuş kirazı.

Gelin hamamı : Evlenecek kız için düğünden birkaç gün önce hamamda yapılmış olan tören. Oğlanevindeki kadınların gelini düğünün ertesi günü hamama götürerek yaptıkları tören.

Gelin havası : Denizin hafif dalgalı, çırpıntılı olması. Gelin alayının kızın evinden ayrılıp oğlanın evine gidinceye kadar davul ve zurnanın çaldığı özel ezgi.

Gelinkuşağı : Gökkuşağı.

Gelin kuşu : Tarla kuşugillerden bir kuş (Otocoris pencillatus).

Gelin otu : Güveyfeneri.

Gelinparmağı : Uzun taneli bir tür üzüm.

Gelin teli : Gelinlerin başlarına takılan, parlak, uzun, ince gümüş tel.

Gelin altın taht getirmiş çıkmış kendisi oturmuş : "toplum içine giren bir kimsenin kendi kullanacağı eşyasının değerli olup olmaması başkalarını ilgilendirmez" anlamında kullanılan bir söz.

Gelin eşikte oğlan beşikte : "bir eve gelin gelir gelmez bebek hazırlıklarına başlamak gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

Gelin girmedik ev olur ölüm girmedik ev olmaz : "her eve gelin girmeyebilir ama ölüm kesinlikle girer" anlamında kullanılan bir söz.

Gelincik : Mezgitgillerden, yılan balığına benzer, eti sevilen bir balık (Mustela tricirrata). Sansargillerden, ince uzun yapılı, sivri çeneli, küçük bir hayvan (Mustela nivalis). Yazın kırlarda, özellikle ekin tarlalarında yetişen, kırmızı ve otsu bitki, gün gülü (Papaver rhoeas). Yılancık, arpacık, çıban vb.

Gelinliği tutmak : Gelinlik etmek.

Gelinlik : Gelin olma çağına gelmiş (kız). Gelinin giysisi. Gelin için hazırlanmış. Gelin olma durumu. Gelin giysisi yapmaya uygun (kumaş).

Gelinlik çağı : Genç kızların evlenme dönemi.

Gelinlik etmek : Gelin, kendisinden beklenilen hizmeti yapmak. aile büyüklerinin yanında susmak.

Gelinlik kız : Evlenme çağına gelmiş kız çocuğu.

Gelinme : Gelinmek işi.

Gelinmek : Gelme işi yapılmak.

Ahmak gelin yengeyi halayığı sanır : "ahmak kimse kendisini koruyup gözeten kişiye hizmetine verilmiş biri gözüyle bakar ve saygısız davranışlarıyla onun gönlünü kırarak hizmetinden yoksun kalır" anlamında kullanılan bir söz.

Azrail gelince oğul uşak sormaz : "Azrail büyük küçük demez, eceli gelenin canını alır" anlamında kullanılan bir söz.

Bizim gelin bizden kaçar tutar ellere başını açar : "bize yabancı duran yakınımız, dostumuz, akrabamız başkalarına rahatça, içtenlikle yardım eder" anlamında kullanılan bir söz.

Eşek sudan gelinceye kadar dövmek : Adamakıllı dövmek.

Karıncanın zevali gelince kanatlanır : "kişi durumunun gereklerine aykırı taşkınlıklarda bulunursa artık düşecek demektir" anlamında kullanılan bir söz.

Kaynana pamuk ipliği olup raftan düşse gelinin başını yarar : "kaynana ne kadar yumuşak huylu, ne kadar iyi davranışlı olursa olsun, her hâli gelini rahatsız eder" anlamında kullanılan bir söz.

Kendi kendine gelin güveyi olmak : İlgilinin nasıl karşılayacağını düşünmeden bir işi olmuş bitmiş sayarak sevinmek.

Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla : Doğrudan doğruya kendisine söylenemeyen düşünce ve uyarıların, o kimsenin çok yakınına söylendiğinde kullanılan bir söz. herhangi birine dolaylı olarak söylenecek uyarı söz konusu olduğunda kullanılan bir söz.

Sarımsağı gelin etmişler de kırk gün kokusu çıkmamış : "insanlar kötü yanlarını kolay kolay belli etmezler, haklarında yargıda bulunmakta acele edilmemelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Tatlısu gelinciği : Tatlı sularda biten bir tür gelincik.

Vakti saati gelince : Zamanı gelince.

Aile : Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü. Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü.

İtibar : Saygınlık. Borç ödemede güvenilir olma durumu, kredi.

Oğlan : Erkek çocuk. Yetişkin erkek. Cinsel bakımdan erkeklerin zevkine hizmet eden sapık erkek. Bacak.

Taraf : Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer.

Düğün : Bir olayı kutlamak için yapılmış olan büyük eğlence veya tören. Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılmış olan tören, eğlence, cemiyet.

Evlilik : Evli olma durumu.

Tören : Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılmış olan toplantı, merasim, seremoni. Bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi, merasim.

Gelin aldatan : Güneşin batmadan evvelki durumu.

Gelin altın taht getirmiş, çıkmış kendisi oturmuş : “toplum içine giren bir kimsenin kendi kullanacağı eşyasının değerli olup olmaması başkalarını ilgilendirmez” anlamında kullanılan bir söz.

Gelin asboğazı : Gelinin beraber getirdiği eşya, çeyiz

Gelin aşboğazı : Gelinin beraber getirdiği eşya, çeyiz.

Gelin balığı : Boyları 25 cm olabilen, erkeklerin vücudunun yanlarında göğüs yüzgecinden başlayarak kuyruğa kadar uzanan zikzak kırmızı bir şerit bulunan, çok renkli, kayalık ve algli zeminlerle deniz çayırlarında yaşayan demersal bir tür.

Gelin cevezi : Gelin attan inerken sağdıcın başından saçılan çerez.

Gelin duvağı : Cuma günü gelini görmek için yapılan toplantı.

Gelin düğmesi : [Bakınız: peygamber çiçeği]

Gelin eşikte, oğlan beşikte : “bir eve gelin gelir gelmez bebek hazırlıklarına başlamak gerekir” anlamında kullanılan bir söz.

Gelin girmedik ev olur, ölüm girmedik ev olmaz : “her eve gelin girmeyebilir ama ölüm kesinlikle girer” anlamında kullanılan bir söz.

Diğer dillerde Gelin anlamı nedir?

İngilizce'de Gelin ne demek? : adj. bridal

n. bride, daughter-in-law

v. arrive, come to, come, attain; carry over, come up to, fall on, get, pull, roll up, set, stem

Fransızca'da Gelin : belle-fille (belles-filles) [la], bru [la], mariée [la]

Almanca'da Gelin : n. Braut, Schwiegertochter

Rusça'da Gelin : n. невеста (F), новобрачная (F), невестка (F), сноха (F)