Get in türkçesi Get in nedir

  • Gitmek.
  • Ürünü toplamak.
  • İçeri girmek.
  • Gelmek.
  • İçeriye girmek.
  • Varmak.
  • (arabaya) binmek.
  • Arabaya binmek.
  • Girmek.
  • Seçilmek.

Get in ile ilgili cümleler

English: Ali can't get in touch with Mary.
Turkish: Ali Mary ile temas edemiyor.

English: Ali couldn't get in touch with Mary.
Turkish: Ali Mary ile temas kuramadı.

English: Ali didn't get in the car.
Turkish: Ali arabaya binmedi.

English: "How did you get in here?" "I climbed in through the window."
Turkish: "Buraya nasıl girdin?" "Pencereden tırmandım."

English: Ali couldn't get in his room.
Turkish: Ali odasına giremedi.

Get in ingilizcede ne demek, Get in nerede nasıl kullanılır?

Get : Başına gelmek. Gidip almak. Getirmek. Kazanmak. Başlamak. Erişmek. Yalanını çıkarmak. Almak. Bulmak. Hazırlamak.

In : İçine. İçeriye. Gelmiş olan. Dahili. İktidardaki. Tutulan. Çok moda olan. İçeri. De. Mevsimi gelmiş.

Get in a jam : Zor duruma düşmek. Dar boğaza girmek. Dara düşmek. Darda olmak.

Get in a tizzy : Eteği ayağına dolaşmak. Eli ayağı dolaşmak.

Get in hot water : Başı derde girmek. Ayvayı yemek.

Get in on : Faydalanmak. Paydaş olmak.

Get in on the act : Avantaya yatmak. Avanta ummak. Avanta kollamak. Başarılı bir girişime veya işe dahil olmak.

İngilizce Get in Türkçe anlamı, Get in eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Get in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Arrived : Ulaşmak. Başarmak. Gelip çatmak. Başarı kazanmak. Vardı (nakliyat). Vardı. Alma tarihi. Ulaşmış. Doğmak.

Arrives : Başarmak. Doğmak. Gelip çatmak. Başarı kazanmak. Ulaşmak.

Enter into : Duygularına katılmak. Kaydolmak. Rol oynamak. (düşünce) içine girmek. Başlamak. Girişmek. -e girişmek. (işe vb) başlamak. Yer almak.

Approach : Yaklaşım. Koyulmak. Atma ya da atlamalardan önce en iyi aşamayı elde edebilmek amacıyla, yarışçının gelişme alanında hız kazanmak için yaptığı koşu. Yaklaşma. Görüşmek. Toplumbilim yönteminde toplumsal yapının biçimlenişi ve öğeler arasındaki ilişkilere bakış biçimleriyle birbirinden ayrılan ana doğrultulardan her biri. Yanaşmak. Ele almak. Andırmak.

Be enough : İdare etmek. Yetmek. Elvermek. Çıkışmak.

Absent oneself : Gelmemek. Hazır bulunmamak. Bulunmamak. Katılmamak. Çıkmak.

Amount : Anlamına gelmek. Miktar. Bir nesneler kümesinin sayısal sıklığı ya da büyüklüğü, bk. nitelik. Olmak. İfade etmek. Değer. Eşit olmak. Nicelik.

Attained : Elde etmek. Erişilmiş. Ulaşmak. Kazanılmış. Kazanmak. Ulaşılmış. Erişmek.

Adhere : İltihak etmek. Üyesi olmak. Katılmak. Yapışmak. Bağlı olmak. Bağlı kalmak. Bağlanmak. Bitiştirmek.

Bugger off : Çekip gitmek. Hadi yoluna. Kaybol! (genellikle emredici bir şekilde ve kızgınlıkla kullanılan). Derhal git!. Basıp gitmek. Yaylanmak. Toz ol. Defol git!. Siktir olup gitmek.

Get in synonyms : embus, disembarked, enters, be elected, drive in, adheres, arrive, accrues, be damaged, walk in, break into, approached, move in, arrive at, carry over, pass into, be suitable, be sold, come into, get the nod, abut, step ins, coming in, departs, be along, depart, getting in, adhering, accrue, come in, be enrolled, enter upon, be off.