Gifts türkçesi Gifts nedir

Gifts ile ilgili cümleler

English: Do you feel giving gifts is important?
Turkish: Hediyeler vermenin çok önemli olduğunu düşünüyor musun?

English: Ali pulled some gifts out of his bag.
Turkish: Ali çantasından bazı hediyeler çıkardı.

English: Ali shouldn't have accepted gifts from his students.
Turkish: Ali öğrencilerinden hediyeler kabul etmemeliydi.

English: Ali brings us gifts whenever he visits.
Turkish: Ali her ne zaman ziyarete gelse bize hediyeler getirir.

English: Ali and Mary exchange gifts every Christmas.
Turkish: Ali ve Mary her Noelde hediyeleri değiştirirler.

Gifts ingilizcede ne demek, Gifts nerede nasıl kullanılır?

Gift box : Hediye kutusu. Hediye paketi.

Gift card : Hediye çeki. Hediye kartı.

Gift causa mortis : Ölümle karşı karşıya olan bir kişi tarafından veren kişinin ölmemesi durumunda mülkiyetin geri verileceği şartıyla belirli bir alıcıya verilen hibe. Ölüme bağlı hibe.

Gift certificate : Hediye çeki. Hediye kuponu. Belli bir parasal değeri olan ve satın alınmış olduğu mağazada nakit olarak kullanılabilen kupon.

Gift cheque : Hediye çeki.

Gift deed : Hibe senedi. Bağışta bulunmak için yapılan yazılı senet.

 

Gift package : Hediyeler içeren paket. Hediye paketi. Çeşitli hediyelerden oluşan paket.

Gift over : Mirasın belirli şartlar altında ikinci mirasçıya verilmesi gerektiğini belirten vasiyet (örneğin, ilk mirasçının ölümü durumunda).

Gift horse : Başkasın ait olan ve hediye edilen bir şey. Eleştirmeden kabul edilmesi gereken hediye (genellikle daha düşük kalitede).

Gift from heaven : Ganimet. Talih kuşu. Tanrı'nın hediyesi. İlahi hediye. Devlet kuşu.

İngilizce Gifts Türkçe anlamı, Gifts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gifts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Presentation : Bilgisayar, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Aday gösterme. Sahneleme. Tavsiye etme. Prezantasyon. Sergileme. Arz. Geliş. Tanıtma. Presentasyon.

Faculties : Yapma özgürlüğü. Beceri. Yetki. İmtiyaz. Ayrıcalık. Fakülte. Yeti.

Freebee : Beleş. Avanta. Ücretsiz. Bedava. Ücretsiz olan bir şey (ayrıca freebie).

Faculty : Bir okulun yönetim ve öğretim ile ilgili işlerinden sorumlu kimselerden oluşan kurul. bir eğitim kurumunda görevli öğretmenlerin tümü. İmtiyaz. Fakülte. Hassa. Duyu. Yeti. Kuvvet.

Abilities : Güç. Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri. Beceri. Yetenekler. İktidar. Yeterlik.

Charity : Sadaka. Hayır kurumu. Merhamet. Hayır kuruluşu. Yardım derneği. Yardımseverlik. Hayırseverlik. Hayır işi. Hayır.

Capableness : Yeteneklilik. Muktedir olma. Ehliyet. Potansiyel.

 

Legacy : Tutsu. Kişinin ölümünden sonra yapılmasını istediği işlemler. Miras. Vasiyetle bırakılmış şey. Vasiyet. Vasiyetname ile bırakılan mal veya varlık. Teberru. Kalıt.

Bounties : İkramiye. Prim. Cömertlik.

Devise : Akıl etmek. Tasarlamak. Vasiyetle bırakmak. Keşfetmek. Kurmak. Düzenlemek. Düşünmek. İcat etmek. Tertiplemek. Bulmak.

Gifts synonyms : raw talent, freebie, capabilities, gifting, adequacy, endowment, free gift, benefactions, cumshaws, enrichment, dotation, conferring, dowries, financial aid, portion, benting, calibers, talent, accomplishments, economic aid, dowery, aptness, benevolence, acumens, grant, gift, benefaction, hang, largesse, accomplishment, acquisition, donatives, aptitudes.

Gifts zıt anlamlı kelimeler, Gifts kelime anlamı

Disable : Etkisiz kılmak. Yasal olarak ehliyetsiz kılmak. Edilgenleştirmek. Kullanılmaz hale sokmak. Alıkoymak. Menetmek. Seçilemez kılmak. Ehliyetini almak. Hizmet dışı bırakmak.

Disinherit : Mirastan mahrum etmek. Evlatlıktan reddetmek. Mirastan mahrum bırakmak. Mirastan yoksun bırakmak. Mirasından mahrum bırakmak. Reddetmek. Mirasından mahrum etmek. Mirastan yoksun kılmak.