Give as good as one gets türkçesi Give as good as one gets nedir

  • Taşı gediğine koymak.
  • Aynı şekilde karşılık vermek.
  • Altta kalmamak.
  • Ağzının payını vermek.

Give as good as one gets ingilizcede ne demek, Give as good as one gets nerede nasıl kullanılır?

Give : Bel vermek. Dogruluğunu kabullenmek. Armağan etmek. Esnemek. Düzenlemek. Yapıvermek. Doğruluğunu kabullenmek. Hediye etmek. Eğilmek. Ödemek.

As : Olarak. İrken. Kadar. İçin. Halde. Madem. Çünkü. Dahi. Mademki. Bir ekonomide farklı fiyat düzeylerinde üretilip satılmak istenen reel gayrisafi yurtiçi hasıla düzeyleri.

Good : Doğruluk. Çıkar. Güzel. Çok. İyilik. Hayırlı. Emin. Sağlamlaştırmak. Sağlam. Uslu.

One : 1. Tek. Birisi. Aynı. Bir. İnsan. Bir sayısı. Biri. Kimse. Bir tane.

Gets : Almak. Öldürmek. Açığını bulmak. Ettirmek. Kavramak. Elde etmek. Varmak. Gelmek. Başlamak. Satın almak.

Give as a present : Armağan olarak vermek.

Give as security : Rehin vermek.

As good as new : Yepyeni. Yeni gibi. Mükemmel durumda.

As good as : Aynen. Hemen hemen. Benzer. Adeta. Gibi. Hemen hemen kesin. Aynı kalitede. Kadar iyi. Değerinde. Neredeyse.

Give as a gift : Hediye etmek.

İngilizce Give as good as one gets Türkçe anlamı, Give as good as one gets eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Give as good as one gets ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Tell off : Azarlamak. Paylamak. Sayıp ayırmak. Görev vermek. Yüzüne vurmak. Abırlamaq. Ağızlarının payını vermek. İş vermek. Oymak.

Score off : Aptal durumuna düşürmek. Susturmak (tartışmada). Ağızlarının payını vermek. Alt etmek. Morartmak.

Make a point : (önemli bir şeye) parmak basmak. Cevabı yapıştırmak. Sayı yapmak. Önemli bir noktaya temas etmek. Taşı gediğine oturtmak. Mim koymak.

Let somebody have it : Saldırmak. Azarlamak. Bırakmak. Hakkından gelmek.

Strike the right note : Yerinde söz söylemek. Lafı gediğine oturtmak. Can evinden vurmak. Bam teline basmak.

Hit the nail on the head : Tam bilmek. Hedefi on ikiden vurmak. Kafasına çivi çakmak. Taşı gediğine oturtmak. Yerinde konuşmak. Tam üstüne basmak. Tam isabet kaydetmek. Üstüne basmak.

Land a blow : Taşı gediğine oturtmak. Bir yumruk oturtmak.

Get through with : Bitirmek. -i bitirmek. (birinin) işini bitirmek. -i tüketmek.