Given to türkçesi Given to nedir

Given to ile ilgili cümleler

English: He is given to lying.
Turkish: Yalan söylemeye eğilimli.

English: Fahrenheit is a German inventor who invented the thermometer. At the same time, his name is given to a unit of temperature.
Turkish: Fahrenheit, termometreyi bulan Alman bir mucittir. Aynı zamanda onun ismi bir sıcaklık birimine verilmiştir.

English: He is given to drink.
Turkish: Ona içecek bir şey verildi.

English: I have given to my son whatever he wants.
Turkish: Oğluma herne isterse verdim.

English: Food and blankets were given to the refugees.
Turkish: Yiyecekler ve battaniyeler mültecilere verildi.

Given to ingilizcede ne demek, Given to nerede nasıl kullanılır?

Given : Tarihli ve onaylı. Verilen. Bakılırsa. Bilinen. Eğilimli. Belirli. Göz önünde tutulursa. Doğuştan olan. Verilmiş. Bahsi geçen (durum vb).

To : -e kadar. E doğru. Ye. Kala. Göre. Ya. Karşı. Kadar. İla. Arasında.

Be given to : Bir şey yapmak itiyadında olmak.

Given birth to : Kaynağı olmak. Dünyaya getirmek.

Given in : İtaat etti. Pes etti. Karşı koyamadı. Ödün verdi. Boyun eğdi.

Given name : Birinci isim. Küçük isim. Verilen ad. İsim. Ad.

İngilizce Given to Türkçe anlamı, Given to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Given to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Amateur : Hiç bir çıkar ve kazanç gözetmeksizin kılıçoyunu ile uğraşan, bunu beğeni için yapan kimse. Özenci. Beceriksiz. Amatör. Hevesli. Deneyimsiz kimse. Tiyatroya özenen, tiyatroyu sevdiği için yönelen, tiyatro eğitiminden geçmemiş ve meslekten olmayan kişi.

Almsmen : Sadaka alan kimse. Fukara. Dilenci.

Curious : Garip. Ender. Acayip. Nadir. İlginç. Tuhaf. İlgili. Mütecessis. Herkesin işine karışan.

In the bondage of vice : Bağımlılığı olan. Kötü alışkanlığı olan.

Confirmed : Doğrulanmış. Yerleşmiş. Onaylı. Kökleşmiş. Alışkanlıklarını değiştirmez. Tiryaki. Onaylanmış. Müzmin. Tasdikli. Doğrulanan.

Doting : Tapan. Çok seven. Üzerine titreyen.

Buffs : Yumuşak bir şeyle parlatmak. Maden parlatmaya mahsus bir yuvarlağa sarılı deri. Hasta. Perdah vurmak. (araba veya radyo vb) meraklısı. Devetüyü. Perdahlamak. Perdah etmek. Deri ile parlatmak.

Amateurs : Hevesli. Amatör.

Decayed : Kudretsiz. Çürük. Harap. Bozuk. Dağılmış. Çöken. Göynük. Halsiz düşmüş. Zayıflamış.

Given to synonyms : curious person, habitual, interdependent, heteronomous, ancillary, droopy, freaks, affected, almsman, addicting, devotee, addict, connoisseurs, buff, dependant, awestruck, addicted, connoisseur, dependent, bug, enamored, bugs, devotees, included, anxious, devoted, clucker, broken down, hooked, aficionado, down at heels.