Group of six türkçesi Group of six nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Altılar grubu.
  • Roma antlaşmasıyla, avrupa kömür ve çelik topluluğu, avrupa atom topluluğu ve avrupa ekonomik topluluğu'nu kuran, batı almanya, fransa, italya, belçika, hollanda ve lüksemburg’dan oluşan altı batı avrupa ülkesi.

Group of six ingilizcede ne demek, Group of six nerede nasıl kullanılır?

Group : Öbek. Zümre. Bir çarpım işlemi altında kapalı kalıp her öğesinin evriğini içeren, birim işlerli öğeler kümesi. Gruplara ayrılmak. Gruplara ayırmak. Birden çok kelimeden oluşan fakat yapı ve anlamındaki bütünlük dolayısıyla cümle içinde tek bir öge gibi işlem gören ve yargı bildirmeyen söz dizisi. ad tamlaması, sıfat tamlaması, iyelikli tamlama, ikilemeli tamlama, birleşik ad, edat grubu, birleşik fiil vb. birer grup oluşturmaktadır: saman rengi, ana kucağı, tatlı elma, dünkü haber, iri iri gözler, halide nusret zorlutuna, pazartesi (<pazar ertesi), ayakkabı, haydarpaşa, sizin için, ona göre, ateş gibi, denizde kum, evdeki iş, alt eylemek, pişman olmak, yapmış bulunmak, osman baba, ayşe nine, ey arkadaş! vb. Topluluk. Toplanmak. Gruplandırmak. Gruplaşmak.

Of : -nın. Karşı. Den. -nin. İle ilgili. Li. -in. Yüzünden. In. -dan.

Six : Altılı. Altı. Altı rakamı. 6. Şeş. Altısı.

 

Group of 24 : Gelişmekte olan ülkelerin kalkınmanın finansmanı ve parasal konularda işbirliği yapmak amacıyla 1971 yılında afrika, latin amerika ve karayipler ile asya ve avrupanın gelişmekte olan ülkelerinin bir araya gelerek oluşturdukları hükümetler ararası grup. G24. Yirmidört'ler grubu.

Group of companies : Şirketler türkümü. Şirketler grubu.

Group of twenty four : G24. Gelişmekte olan ülkelerin kalkınmanın finansmanı ve parasal konularda işbirliği yapmak amacıyla 1971 yılında afrika, latin amerika ve karayipler ile asya ve avrupanın gelişmekte olan ülkelerinin bir araya gelerek oluşturdukları hükümetler ararası grup.

The group of seven : Kendi aralarındaki işbirliğini; dünya para ve ticaret sistemlerinin işleyişini geliştirmek; uluslararası uyuşmazlıkları çözme ve önlemedeki kapasitesini güçlendirerek birleşmiş milletleri yeniden canlandırmak için işbirliği yapmak amacıyla, 1975 yılında abd, almanya, ingiltere, japonya, fransa, italya ve kanada’nın oluşturduğu sanayileşmiş ülkeler topluluğu. krş. g5, g8. G7. Yediler grubu.

Group of twenty : G22 ve g33 toplantılarında dünya ekonomisinin krizlerden etkilenebilirliğini azaltmaya yönelik önerilerin ardından bunları hayata geçirebilmek ve grup üyeleri arasında düzenli bir iletişimi kurumsallaştırabilmek amacıyla uluslararası danışma forumu olarak 1999 yılında, arjantin, avusturalya, brezilya, kanada, çin, fransa, almanya, hindistan, endonezya, italya, japonya, meksika, rusya, suudi arabistan, güney afrika, güney kore, türkiye, ingiltere, amerika birleşik devletleri’nden oluşan 19 ülke ile avrupa birliği’ni temsilen avrupa merkez bankası ve avrupa konseyi dönem başkanının katılımıyla oluşturulan topluluk. g20 toplantılarına 19 ülkenin maliye bakanı ve merkez bankası başkanları ile dünya bankası başkanı ve uluslararası para fonu’nun genel sekreteri, dünya bankası ve uluslararası para fonu’nun uluslararası para ve finansal komitesi ile kalkınma komitesi başkanları katılmaktadır. G20.

 

The group of eight : G8. Rusya federasyonu’nun 1998 yılında g7 ülkelerine katılımıyla genişleyen sanayileşmiş ülkeler topluluğu. krş. g7, g5.

A group of : Bir grup.

İngilizce Group of six Türkçe anlamı, Group of six eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Group of six ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Group of six synonyms : a change in demand, ability rent, a change in supply, abnormal budget, ability to pay principle, a group shares.