Growly türkçesi Growly nedir
- Kükreyen.
- Çabuk öfkelenen.
- Alıngan.
- Hırıltı sesi olan.
- Çabuk kızan.
- Mızmız.
- Hırıltılı.
- Dırdırcı.
- Şikayet eden.
- Höthöt.
- Homurdanan.
- Hırçın.
- Durmadan sızlanan.
Growly ingilizcede ne demek, Growly nerede nasıl kullanılır?
Growl : Hırıldama. Gürlemek. Homurdamak. Gurlamak. Homurdanma. Homurtu. Homurdanmak. Hırlamak. Homurdanarak söylemek. Guruldamak.
Growled : Homurdanma. Gürlemek. Homurdamak. Homurdanarak söylemek. Hırlamak. Hırıldamak. Homurtu. Hırıldama. Gurlamak. Homurdanmak.
Growler : Kırlangıç balığı. Am. Kiralık araba. Homurdanan kimse. Vibrör. Hırlayan köpek. Vajina. Kırlangıç balığı (zooloji terimi). Homurdayan ayı. Armatür test aleti.
Growlers : Vibrör. Buzul (küçük). Homurdanan kimse. Kırlangıç balığı (zooloji terimi). Küçük buzul. Kırlangıç balığı. Homurdayan ayı. Hırlayan köpek. Kuku. Vajina.
Growling : Hırıltı. Hırıltılı. Hırlama.
Growlingly : Söylenerek. Hırıltıyla. Alçak ve boğuk sesle. Öfkeyle. Şikayet ederek. Yakınarak. Homurdanarak.
Grow out of : Olgunlaşıp vazgeçmek (kötü bir şeyden). Büyüdüğü için giyememek (bir giysiyi). Kabına sığmamak. Büyüyüp sığmamak. Büyüyüp vazgeçmek (kötü bir şeyden). -den kaynaklanmak. Çıkmak. Doğmak. Oluşmak. Çok büyümek.
Grow into : Olmak. Zamanla büyüyüp bir giysinin ölçülerine uymak. Haline gelmek. Alışmak (bir işe).
Grow old : Saçı başı ağarmak. Yaşlanmak. Kartlaşmak. Farımak. Kocamak. Eskimek. İhtiyarlamak. Kocalmak. Yıpranmak.
Grow rife : Yayılmak. Aşırı çoğalmak. Tehlikeli biçimde artmak.
İngilizce Growly Türkçe anlamı, Growly eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Growly ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Spunkier : Parlayıveren. Öfkeli. Yürekli. Atak. Cesur. Yiğit. Cesaretli. Sinirli.
Clacker : Lafazan. Geveze. Anüs.
Quick tempered : Asabi. Huysuz. Çabuk sinirlenen.
Bellyacher : Sürekli şikayet eden. Sızlanan. Memnuniyetsiz.
Caenogenesis : Senojenetik. Kendi ırkının karakteristiğini göstermeyen bir bireyin gelişimi (biyoloji terimi). Senojenez.
Fiery : Ateşlenmiş. Hummalı. Ateşli. Sert. Parlayan. Yanıcı. Ateş gibi. Coşkun. Atılgan.
Apposition : Bir araya koyma. Unvan. Apozisyon. Ana cümlede anlatılmak istenen duygu ve düşünceyi daha çok açıklamak ve pekiştirmek için kullanılan cümle veya cümleler. açıklama cümlesi, bir önceki cümleye yani, öyle ki, demek ki gibi sonuç ve açıklama bağlantısı kuran kelimeler ile de bağlanabilir. köylüler kış aylarını ocak başında aylak geçirirken kasabaya kağnı yükleriyle odun çekiyor, sözün kısası dev gibi çalışıyordu (k. tahir, köyün kamburu, s. 11). seferberlik olmasa, biz bu ekinden bu kadar daha alırdık hafız oğlum, dedi, alırdık da koyacak yer bulamazdık. (k. tahir, göst. e., s.260). her zamanki gibi ilk anlaşılmamazlık burada da görüldü, yüzler hayret içinde kırıştı (r. h. karay, memleket hikayeleri, s. 132). ama gene sanat olmuyor, sanata benzer bir şey oluyor, yani muvazi gidiyorlar (a.h. tanpınar, huzur, s. 164). nihayet yavaş yavaş yüreğini rahatlandıran karşılığı buldu: nedimeyi ihsan adam etmişti. çerkes dadıyı da makinist oğlu yani onlara, gece gündüz anlıyacakları dille uğraşmışlar, bıkmadan, usanmadan, kızıp darılmadan söylemişlerdi (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 283). iyi anlamadığımı görünce: yani, parasız devlet talebesi oldum, dedi. (r.n. güntekin, miskinler tekkesi, s. 183.). türkiyemizde bugün her iki parti de hem iktidarda hem de muhalefette bulunmuşlardır. yani, her iki partinin muhtelif zihniyetlerini, politikanın her iki kutbunda görüyor ve serinkanlılıklarını ölçmek imkanına malik bulunuyoruz. (bedii faik, efendime söyliyeyim, s. 86). bir daha yapmam diye bağırdıkça benim dizlerimin bağı çözülüyordu, düşeceğim sanıyordum (a. rasim, falaka s. 112). tren hızını düşürüyordu; istasyona giriyordu (t. buğra, yalnızlar. s. 147). o zamana kadar yapmadığı bir şeyi yaptı; çay ısmarladı (t. buğra, göst.e. s. 105). ikinci kosovadan sonra o zamanın en büyük ordu kudreti olan macaristan, artık kendi varlığını müdafaaya geçmişti. demek ki fethin saati çalmıştı (y. kemal beyatlı, aziz istanbul, s. 40). fakat bugün uzun bir cenk, bir esaret ve felaket devresinden sonra istanbula dönüp de yarı sakat, işsiz, parasız kalınca ve bütün malını, eşyasını elinden çıkarıp bir dilim ekmeğe muhtaç bir hale düşünce bu vakayı ve yahudinin manalı sözlerini hatırlamış, nihayet işte gelip fırçanın kıymetini sormuştu. demek beş paralık bir değeri yoktu ha (r. h. karay, memleket hikayeleri; garip bir hediye, s. 136). bu şekil, ben hiçbir vakit zihnimde hayatıma verecek kati bir karar düşünmedim ve düşünmeğe niyetim yok. demek ki, senin beklediğin tarzda bende bir karar yok. (h. e. adıvar, handan, s. 10). bu sözleri, bu bilgiç edayı, bu bir küçük çocuga yakışmıyacak heyecanlarla değişip karışan küçük çehreyi hiç sevmemiştim. demek ki, ben yanılmış değilim (r. n. güntekin, miskinler tekkesi, s. 178). yine, deli eniştemiz gayet kıskançtı. öyle ki, bu huyunu meydana koymaktan bile çekinmezdi. (a.ş. hisar, çamlıcadaki eniştemiz, s. 127). o gece, ilk defa olarak ağzımdan dökülüvermişti. öyle ki, söyledikten sonra ben de sözümün isabetine şaşakaldım (y. k. karaosmanoğlu, atatürk, s. 105). onunla başbaşa oldukları veya yalnız onunla meşgul olduğu zamanlardaki gibi düşünmüyor yaşamıyordu. öyle ki, kışın ortasına doğru kendisini hakikaten bu ruh dağınıklığına alışmış buldu (a.h. tanpınar, huzur, s. 278). Koşuntu. Kemik büyümesinde olduğu gibi, daha önce oluşmuş bir yüzeye materyal eklenmesi. Biraraya koyma. Eşleme. Ekleme. Açıklama cümlesi.
Grumbling : Mırıltı. Homurdanma. Huysuz. Mızırdanma. Şikayet etme. Dırıltı. Mırıldanma. Dırdır.
Fussier : Zor beğenen. Çok titiz. Güç beğenen. Titiz. Yaygaracı. Telaşlı. Velveleci. Müşkülpesent. Çok süslü.
Irascible : Öfkesi burnunda. Huysuz. Hiddetli. Barut gibi. Kolay sinirlenir. Aceleci. Fevri. Çabuk parlar. Sinirli.
Growly synonyms : cytogeny, cainogenesis, infructescence, myelinisation, organic process, kainogenesis, psychomotor development, psychosexual development, virilisation, biological process, teething, difficult, auxesis, grouchy, flowering, maturation, querulous, morphogenesis, snarling, ontogeny, crabbier, recapitulation, virilization, muttering, ill tempered, whiners, cantankerous, gabbers, edgiest, complaining, wheezy, cranky, breathiest.
Growly zıt anlamlı kelimeler, Growly kelime anlamı
Cenogenesis : Senojenez. Türünün karakteristiğini göstermeyen embriyonik gelişim (biyoloji terimi). Senojenetik.
Palingenesis : Yeniden doğma. Palinjeni. Palinjenezi. Paleojenez.
Nondevelopment : Gelişmeme. Kalkınmama.
Growly antonyms : quickly.

Bu kısımda Growly kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Growly ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Growly anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Growly ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.