Hallucinations türkçesi Hallucinations nedir
- Halisünasyon.
- Sanı.
- Varsanı.
- Varsanılar.
- Sanrı.
Hallucinations ile ilgili cümleler
English: The patient suffers from hallucinations.
Turkish: Hasta halüsinasyonlardan sıkıntı çekiyor.
Hallucinations ingilizcede ne demek, Hallucinations nerede nasıl kullanılır?
Visual hallucination : Görsel halusinasyon. Görsel sanrı. Görme varsanısı.
Hallucination : Varsam. Halüsinasyon. Sanılgı. Sanrılama. Halisünasyon. Sanrı. Sanı. Algı bozukluğu ya da duyu yanılgılarına bağlı olarak gözlemsel karşılığı olmayan nesne ve durumların var sanılması. Varsanı. Halusinasyon.
Hallucinational : Halüsinasyonlarla karakterize edilen. Görü veya halüsinasyona ait veya ilgili. Halüsnayonal. Halüsinasyonel.
Hallucinating : Gördüğünü sanmak. Halisünasyon görmek.
Hallucinative : Halüsinatif. Halüsinasyonlar görmeye eğilimli. Kuruntulu.
Hallucinatory : Kuruntulu. Halüsinasyonlarla karakterize edilen. Görü veya halüsinasyona ait veya ilgili. Evham verici.
Hallucinate : Sanrılamak. Gördüğünü sanmak. Halüsinasyon görmek. Halisünasyon görmek. Hayal görmek.
Hallucinates : Halüsinasyon görmek. Gördüğünü sanmak. Sanrılamak. Halisünasyon görmek. Hayal görmek.
Hallucinated : Sanrılamak. Halisünasyon görmek. Gördüğünü sanmak. Hayal görmek. Halüsinasyon görmek.
İngilizce Hallucinations Türkçe anlamı, Hallucinations eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Hallucinations ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Object : Cümlede öznenin, dolayısıyla fiili geçişli olan yüklemin etkilediği şahsı veya şeyi gösteren, yalın veya yükleme durumu eki almış kelime: abdullah efendi gecenin sükuneti içinde bu manzarayı doya doya seyretti (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları, s. 52). çiy, garip bir aydınlık onları içinden aydınlatıyor, çok müşahhas ve zalim bir macera sahibi yapıyordu (a. h. tanpınar, göst. e., s. 53). kadının yüzündeki solgunluğu merak etmese idi bunları ona soracaktı (a. h. tanpınar, yaz yağmuru, s. 65). beni başkalarının merhameti, inayeti, yahut keyif ve hevesi idare ediyordu (r. n. güntekin, acımak, s. 49). sermed kendini yeniden dünyaya gelmiş sandı (s. erol, ülker fırtınası, s. 70). eve geldikleri vakit, teyzesi müfid'e bir mektup uzattı (p. safa, şimşek, s. 178). bir cürüm yaptığıma kani değilim. hakarete uğradım ve cevabını verdim siz de benim yerimde olsaydınız aynı şeyi yapardınız (p. safa, biz insanlar, s. 153). minareyi çalan kılıfını hazırlar. dünyayı unutmadık ne demek işte ben o gün orada anladım (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 201). oğlum bana hediye göndermiş; sen bu konuda ne düşünüyorsun? dün akşamki toplantıda gençler ilgi çekici sorular sordular vb. || bir cümlenin nesnesini daha belirgin duruma getirmek, nitelendirmek veya pekiştirmek için nesneye, yine nesne durumunda olan açıklayıcı kelimeler eklenebilir: o kızı, o zengin kızı istiyorsun demek (h. z. uşaklıgil, ferdi ve şürekası, s. 107); ben dedim, gölü görmeye gidiyorum, karakurt gölünü (s. faik, bütün eserleriı: semaver, sarnıç: hanımın karısı, s. 180). iki ayaklıların dünyasını arıyor, kendi yaratacağı dünyayı (k. tahir, yol ayrımı, s. 461) vb. nesne türleri için bk. açıklayıcı nesne, belirli nesne, belirsiz nesne. Cisim. Karşı çıkmak. İtiraz etmek. Nesne. Razı olmamak. Bilgisayar, eğitim, fizik, gramer alanlarında kullanılır. Tümleç. Gık demek. Doğal çevresinden olduğu gibi alınarak incelenmek üzere dersliğe ya da deney odasına getirilen herhangi bir konu.
Visual hallucination : Görsel halusinasyon. Görme varsanısı. Görsel sanrı.
Delusion : Saplantı. Yanlış inanç. Hulya. Vesvese. Oyun. Düş. Hayal. Hayali. Delilik. Yanılgı.
Assumptions : Üstüne alma. Takınma. Üstlenme. Farzetme. Varsayımlar. Havalara girme. Taslama. Yüklenme.
Suppositions : Faraziye. Tahmin. Varsayım. Zan. Kıyas. Farz.
Conjecturing : Zannetmek. Sanmak. Hipotez. Kestirmek. Tahmine dayalı fikir. Varsaymak. Varsayı. Kestirim. Tahmin etmek.
Esteem : Kanı. İtibar etmek. Saygı duymak. Saygı. Saygı göstermek. Gözüyle bakmak. Rağbet. Takdir etmek. Addetmek. İtibar.
Conjectured : Varsaymak. Tahmin etmek. Hipotez. Zannetmek. Kestirmek. Varsayı. Tahmine dayalı fikir. Kestirim. Sanmak.
Conjecture : Varsayı. Tahmin etmek. Varsayım. Kestirim. Tahmine dayalı fikir. Zannetmek. Tahmin. Varsaymak. Hipotez.
Presumptions : Haddini aşma. Tahmin. İpucu. İhtimal. Haddini bilmezlik. Olasılık. Karine. Farzetme. Cüret. Küstahlık.
Hallucinations synonyms : pseudohallucination, auditory hallucination, psychotic belief, hallucination, conjectures, feeling, esteems, assumption, acousma, notion, supposition, presumption, trip.
Hallucinations zıt anlamlı kelimeler, Hallucinations kelime anlamı
Conception : Kavrayış. Mefhum. Başlangıç. Fikir. Kavram. Kavrama, anlama yetisi. görüş, anlayış. Kavrama. Gebe kalma. Düşünce. Eğitim, veterinerlik alanlarında kullanılır.
Well : Yeraltı suyundan yararlanmak üzere insan eliyle açılmış, genellikle çember biçiminde, az çok derin çukur. Peki. Yerinde. Memba. Yakşı. Fışkırmak. Merdiven boşluğu. İyi. Kuyu. Uygun.

Bu kısımda Hallucinations kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Hallucinations ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Hallucinations anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Hallucinations ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.