Hatem kerizi nedir, Hatem kerizi ne demek

Hatem kerizi; Gösteri, Tiyatro alanlarında kullanılan bir terimdir.

Tiyatro'daki anlamı:

Oyunun sonunda çengi oynatmaya Karagözcülerin verdikleri ad.

Teknik terim anlamı:

(Argo) Oyunun sonunda çengi oynatmaya verilen ad.

Hatem kerizi kısaca anlamı, tanımı

Hate : Hata

Hatem : (Argo) Türk gölge oyunu argosunda zil. Gölge oyunumuzda çalınan zile Karagöz ustalarının verdiği ad. Mühür. Cömert. Son, en son, sonuncu.

Keri : Eşek, sıpa. Sonra, geri. ötürü, dolayı. [Bakınız: ker]. Koyun sürüsü. Saman taşımak için kağnıya gerilen kilim, harar. Karı, eş. Yaşlı kadın. Sonra. Kere, defa.

Keriz : Geriz, çirkef, pislik. Kolayca kandırılabilen kimse, aptal. Eğlenti. Kumar.

Karagözcü : Karagöz oyunu oynatan kimse, hayalci, hayalî, hayalbaz. Karagöz oyununda kullanılan boyanmış insan biçimlerini yapıp satan kimse.

Ad oyunu : (Söz sanatı terimi) Bir öz adın anlamından faydalanmak suretiyle kurulan cinas. Anlatıma bir çeşni katmak için, bir özel adla bir cins adının birbiri yerine kullanılmasından doğan bir ündeş oyunu. Ör. Bana Tahir Efendi kelp demiş, İltifatı bu sözde zahirdir. Maliki mezhebim benim zira, İtikatımca kelp Tahirdir. (Nefi).

Karagöz : İzmaritgillerden, 25-30 santimetre uzunluğunda, enli, boz renkli, beyaz etli bir balık (Sargus sargus). Güldürüp eğlendiren kimse. Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu. Bu oyunda halk görüşünü ve duyuşunu veren kimse.

 

Sonunda : En son zamanda, nihayetinde.

Oynatma : Oynatmak işi.

Verdi : Bir borudan bir saniyede geçen suyun miktarı. Bir iletken telden bir saniyede geçen elektriğin miktarı.

Çengi : Çalgı eşliğinde oynamayı meslek edinmiş kadın.

Argo : Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin söylediği söz veya deyim. Serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim.

Veri : Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge, muta, done. Bilgi, data. Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi. Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey. Gözlem ve deneye dayalı araştırmanın sonuçları. Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler.

Oyun : Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Kumar. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Hile, düzen, desise, entrika. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.

 

Kara : Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira.

Sonu : Boyunduruğun iki yanına konulan çubuklar.

Ad : Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.

Diğer dillerde Hatalı tanı anlamı nedir?

İngilizce'de Hatalı tanı ne demek ? : false diagnosis