Have a stab at türkçesi Have a stab at nedir

Have a stab at ingilizcede ne demek, Have a stab at nerede nasıl kullanılır?

Have : Malik olmak. Dolandırmak. Kabul etmek. Bulunmak. Almak. Etmek. Yapmak. Sahip olmak. Aldatmak. Olmak.

A : Herhangi bir. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. La (müzik terimi). Pek iyi. Bir. Belirli bir tür veya nitelikteki. (herhangi) bir. En yüksek not. Argonun simgesi. Miktar belirtir.

Stab : Saplamak. Denemek. Şişlemek. Yavaş yavaş düşmek (kıymet veya fiyat). Batırmak. İhanet etmek. Bıçaklamak. Zımbalamak. Delmek. Hançerlemek.

At : De. Bir zamanı belirtmek için kullanılır. Yanında. Bir iş veya hareketten bahsederken kullanılır. A. Bir yeri belirtmek için kullanılır. Hatta. Da. Üzerinde. E.

Make a stab at : İlk kez denemek.

Have a bad name : Kötü şöhreti olmak. Adı çıkmış olmak.

Have a bad record : Kötü tanınmak. Kötü şöhreti olmak.

Have a bad night : Kötü bir gece geçirmek.

Have a baby : Çocuk sahibi olmak. Bebeği olmak. Doğurmak.

İngilizce Have a stab at Türkçe anlamı, Have a stab at eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have a stab at ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dare : Zorlamak. Hodri meydan demek. Cesaret etmek. Kafa tutmak (argo terim). Kafa tutmak. Riske girmek. Meydan okumak. Yürekli olma. Cüret etmek.

 

Chancing : Şans eseri olmak. İhtimal. Şans. Riske girmek. Fırsat. Olanak. Göze almak. Tesadüfen olmak.

Embarking : Yatırmak. Yüklemek. Bindirme. Uçağa yüklemek. Uçağa bindirmek. Uçağa yükleme. Atılma. Girişme. Uçağa bindirme. Bindirmek.

Commit : İşlemek (suç vb). Taahhüt etmek. Önermek. Adamak. Teslim etmek. Vaat etmek. Emanet etmek. Söz vermek.

Essaying : Deneme. Tecrübe etme. Teşebbüs etme. Kalkışma.

Embarked : Yatırılmış. Uçağa bindirilmiş. Bindirilmiş. Bindirmek. Yüklenmiş. Atılmak. Gemiye bildirilmiş. Yüklenmek. Kalkışılmış.

Experience : Geçmek. Deneyim. Eğitim, fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Keder sıkıntı vb'ni çekmek. Olayların zorunlu bağlantılarının, özelliklerinin ve yasalarının ortaya çıkarılmasına, ussal etkinlik yöntem ve araçlarının bulunup denenmesine olanak veren; insanın doğal ve toplumsal çevresi üzerindeki kılgısal eylemi. Deney. Deneyim yaşamak. Olay. Bilgi ve beceri kazandırıcı bilinçli ya da bilinçsiz kişisel edinim ve yaşantı. Yaşamak.

Chance : Şans eseri olmak. Şans eseri olan. Olanak. Rastlantı. Rastlantı sonucu oluşmak. İhtimal. Fırsat. Riske girmek. Risk.

Attempt : Teşebbüs. Girişmek. Kalkmak. Çalışmak. Kalkışma. Girişimde bulunmak. Yeltenmek.

Chanced : İhtimal. Fırsat. Riske girmek. Tesadüfen olmak. Olanak. Şans. Göze almak. Şans eseri olmak.

Have a stab at synonyms : dared, embark, endeavour, dares, endeavours, make a stab at, assayed, engage in, assay, experiences, essay, assays, endeavor, have a bash, durst, embarks, essayed, attempts.