Have the intention türkçesi Have the intention nedir

  • Niyetinde olmak.

Have the intention ingilizcede ne demek, Have the intention nerede nasıl kullanılır?

Have : Yapmak. Aldatmak. Kabul etmek. -si olmak. Yaptırmak. Buyurmak. Zorunda olmak. Bulunmak. Dolandırmak. Sahip olmak.

The : Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Intention : Maksat. Bir gözlem ya da ölçümde varılmak istenen bilgi ya da bir araştırma sürecinde güdülen amaç. Bir olgu, kavram ya da anlatımın anlamsal içerimi. Kasıt. Güdem. Tasarı. İçlem. Kuvve. Amaç.

Have the intention of : Fikrinde olmak.

Have the advantage of : Avantajına sahip olmak.

Have the advantage over someone : Üstün pozisyonda olmak. Başkasına göre avantajlı durumda olmak. Galip gelmek.

Have the drop on : Geride bırakmak. Üstün gelmek.

Have the advantage of somebody : Daha iyi tanımak. Hakkında daha çok şey bilmek. Avantajlı olmak.

Have the cheek : Çekinmemek. Küstahlığında bulunmak.

Have the edge on : Avantaj sağlamak. -den üstün olmak. Avantajlı olmak. Avantajı ele geçirmek. Avantaj elde etmek.

İngilizce Have the intention Türkçe anlamı, Have the intention eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Have the intention ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Purpose : Yönseme. Bilgisayar, sosyoloji alanlarında kullanılır. Azim. Gaye. Mesaj (hikaye). İnsanın önceden tasarlayıp ulaşmak için çabalarını üzerinde yoğunlaştırdığı bir erek. Kastetmek. Tasarlamak. İstemek.

Contemplates : Süzmek. Tasarlamak. Dikkatle izlemek. Bakmak. Düşünüp taşınmak. Seyretmek. Dikkatle seyretmek. Düşünmek. Niyet etmek.

Purposed : Tasarlamak. Amaçlamak. Niyet etmek. Takip etmek. Gaye. Kastetmek. Amaç. İstemek. Maksat.

Aim to : Gayesinde olmak. Amacında olmak.

Contemplate : Seyretmek. Kafa yormak. Üzerinde düşünmek. Düşünüp taşınmak. Dalmak. Süzmek. Dikkatle seyretmek. Dikkatle izlemek. Bakmak.

Purposing : Kastetmek. Amaçlamak. Amaç. Gaye. Niyet etmek. Takip etmek. Maksat. Tasarlamak. İstemek.

Have a mind to : Niyeti olmak. -esi gelmek. Niyetli olmak. -eceği gelmek.