Heavy rain türkçesi Heavy rain nedir

  • Kara yağmuru.
  • Şiddetli yağmur.
  • Yoğun yağış.

Heavy rain ile ilgili cümleler

English: Emily kept on waiting in the heavy rain with no coat on.
Turkish: Emily şiddetli yağmurda montsuz beklemeye devam etti.

English: A heavy rain fell.
Turkish: Şiddetli bir yağmur yağdı.

English: A heavy rain prevented me from going.
Turkish: Şiddetli yağmur gidişimi engelledi.

English: I had to take a taxi because the heavy rain caused all the trains to stop.
Turkish: Yoğun yağış bütün trenlerin durmasına sebep olduğu için bir taksiye binmek zorunda kaldım.

English: A heavy rain began to fall.
Turkish: Şiddetli yağmur yağmaya başladı.

Heavy rain ingilizcede ne demek, Heavy rain nerede nasıl kullanılır?

Heavy : Şiddetle. Beceriksiz. Kötü adam rolü. Sıkıcı. Çok. Başrol oyuncusu. Fedai. Ağır. Ağır siklet. Ağır şekilde.

Rain : Yağmuruna tutmak. Yağdırmak. Yağış. Çizik. Yağmak. Filmin yüzünde, yabancı cisimlerden ya da filmin pürüzlü yerlere sürülmesinden oluşan, çizintiden daha derin olan sıyrık. İklim olayının en önemli etkenlerinden biri; havayuvarındaki su buğusunun yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı. Yağmur yağmak. Yağmur gibi yağdırmak. Coğrafya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Heavy artillery : Ağır top. Uzun erimli top. Ağır çaplı top. Uzun menzilli toplar. Büyük çaplı top. Büyük çapta top.

Heavy atom : Ağır atom.

Heavy bombardment aircraft : Ağır bombardıman uçağı.

Heavy charged particles : Yüksek enerjili, artı yüklü parçacıklar. Ağır yüklü parçacıklar.

İngilizce Heavy rain Türkçe anlamı, Heavy rain eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Heavy rain ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Torrent : Birdenbire kabaran ve aynı hızla çekilen akıntı. Eğimli yamaçların, özellikle bitki örtüsünden yoksun olanlarda görülen boyları kısa, ancak aşırı eğimleri nedeniyle yeğin yağmurlardan sonra bol su taşıyan, hızlı akışlı düzensiz akarsular. Taşkınca akan su. Sağanak. Lav seli. Yoğun su akımı. Sel. Birdenbire kabaran ve aynı hızla çekilen nehir.

Deluge : ...yağmuruna tutmak. Sel basmak. Büyük sel. Suya boğmak. Sel. Yağmur. Yağmuruna tutmak. Su basmak. Akın.

Downpours : Sağanak yağış. Sağanak.

Deluged : Akın. Büyük sel. Yağmur. Su baskını. Sel. Suya boğmak. Yağmuruna tutmak. Sel basmak. Su basmak.

Downpour : Sağanak yağış. Sağanak.

Cloudburst : Ani bastıran şiddetli yağmur. Ani sağanak. Bulut yağmuru. Sağanak yağış. Sağanak. Bulut patlaması. Ani bastıran yağmur.

Flood of rain : Sel. Sağanak. Su baskını.

Torrential rain : Sel gibi bardaktan boşanırcasına yağmur.

Cloudbursts : Ani sağanak. Ani bastıran yağmur. Sağanak. Bulut patlaması. Sağanak yağış. Bulut yağmuru.

Heavy rain synonyms : driving rain, deluging, deluges.