Hemostatic drug türkçesi Hemostatic drug nedir

  • Kanamayı durdurmak amacıyla kullanılan ilaç.
  • Hemostatik ilaç.
  • Kanama durdurucu ilaç.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.

Hemostatic drug ingilizcede ne demek, Hemostatic drug nerede nasıl kullanılır?

Hemostatic : Kan akışını durdurabilen (haemostatic olarak da yazılır). Kanamayı durduran, kanamayı durdurucu ilaç. Kan dindirici özelliğe sahip adrenalin, k vitamini, kalsiyum gibi ilaçlar. Kan durdurucu. Stiptik. Kanama kesici. Hemostatik. Kan kesici. Kan dindirici.

Drug : İlaç. İçkisine ilaç katmak. Ecza. İlaçla uyuşturmak. Uyuşturucu. İlaç vermek. Uyuşturucu madde. Uyuşturucu vermek. Uyuşturmak.

Hemostatic pens : Kanamayı durduran pens. Kanayan damarı tutup sıkıştırarak kanamayı durdurmaya yarayan pens, hemostatik pens. Hemostatik pens.

Addictive drug : Alışkanlık yapıcı madde. Bağımlılık yapan madde. Bağımlılık yapan ilaç.

Adjuvant drug : Yardımcı ilaç. İnhalasyon anestezisinde anestezik maddenin alveoler konsantrasyonunu belli bir düzeyde tutarak daha düşük dozda anestezik kullanılmasını sağlayan ilaç.

Adrenergic neuron blocking drug : Adrenerjik nöron engelleyici ilaç. Adrenerjik sinir uçlarına etki ederek buradan noradrenalinin salınımını veya depolanmasını engelleyen ilaç.

İngilizce Hemostatic drug Türkçe anlamı, Hemostatic drug eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Hemostatic drug ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A amplitude mod : A-mod görüntü. Ultrasonografide gönderilen ses dalgasının yayılımı doğrultusunda, farklı yüzeylerden yansıyan ses dalgalarının, yansımanın şiddetine göre çizgisel bir grafik olarak gösterilmesi. özellikle gözde biyometrik ölçümlerde kullanılır.

A clay : Beyaz kil. Sindirim kanalındaki zehirleri ve vitaminleri yüzeyde tutarak emilimlerini önleyen ve bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturan doğal alüminyum silikat bileşiği, kaolin.

A crochordon : Akrokordon. Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom.

Abaxial : Abaksiyal. Eksendışı. Eksen dışı. Aks kemiği dışında. Eksenden uzak, eksen dışı. Eksenden uzak. Eksenden uzakta bulunan (biyoloji terimi).

A dna : Dna çift sarmalının sağ el sarmal yapısı gösterdiği ve çift zincirin bir tam dönüşünde yapıya 11 bazın girdiği dna biçimi. A dna.

Abdominal fat necrosis : Karın içi yağ nekrozu. Karın yağı nekrozu.

Abdominal ovariectomy : Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma. Abdominal ovaryektomi.

Abamectin : Streptomyces avermitilis adlı bakteriden fermentasyon sonucunda elde edilen ve sığırlarda sindirim kanalı yuvarlak solucanları, akciğer kurtları, bit ve kenelerle mücadelede kullanılan, parazitlerde gaba salınımını artırarak ölümlerine neden olan bir ilaç. Abamektin.

 

Abdomen : Karnın altı. Batın. Sindirim organları, karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu, abdomen. Böcek gövdesinin alt kısım. Karın (böcek gövdesinde). Abdomen. Karın.

A c syndrom : A-c sendromu. Arnold-chiari yapılış bozukluğu.

Hemostatic drug synonyms : abdominal pain, abattoir, abdominal distention, a c deformity, abdominal palpation, a band.