Herding türkçesi Herding nedir

Herding ingilizcede ne demek, Herding nerede nasıl kullanılır?

Sheepherding : Koyunların güdülmesi ve gözetilmesi. Çobanlık. Koyun gütme.

Shepherding : Yol göstermek. Gütmek. Çobanlık etmek. Önderlik etmek. Koyunların korunup gözetilmesi.

Herdic : Giriş kapısı arkada ve oturakları yanlarda olan iki veya dört tekerlekli bir taşıt. İki veya dört tekerlekli bir taşıt.

Herd instinct : Hayvanların sürünün geri kalanını takip etme eğilimi (çoğunlukla bir kalabalığın düşüncesizce taraftarlığını anlatmak için kullanılır). Sürü psikolojisi. Sürü içgüdüsü.

Herd recording : Sürü kaydı. Bir sürüdeki hayvanların verimlerinin düzenli aralıklarla kaydedilmesi.

The common herd : Avam. Topluluk. Ortak topluluk. Genel topluluk. Halk tabakası. Halk. Sıradan halk topluluğu. Kitleler. Ayaktakımı. Sıradan insanlar.

Herdbook : Soy kitabı. Evcil hayvanlarının özellikle de sığır ve domuzların cinslerini içeren kitap. Soy kaydı. Sürü kaydı.

Ride herd on : Korumak. Gözkulak olmak. Peşinde dolaşmak. Gözetip denetleyerek idare etmek.

Herder : Davar tüccarı. Çoban. Hayvan sürüsü idare eden kişi. Sürüyü pazara götüren kimse. Celep. Sürü güden kimse. Sığır çobanı. Hayvan idarecisi. Sığırtmaç. Sürü idare eden kimse.

 

Vulgar herd : Avam. Ayaktakımı.

İngilizce Herding Türkçe anlamı, Herding eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Herding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Scatophagy : Skatofaji. Gübre yeme. Dışkı veya gübre ile beslenme eylemi (zooloji).

Come along : Acele etmek. Görünmek. Düzelmek. Ortaya çıkmak. Gelişmek. Çıkmak (fırsat). Beraber gelmek. İyileşmek. İlerlemek. Birlikte gelmek.

Drives : Zorlamak. Kovalamak. Saplamak. Sokmak. Çalıştırmak. Önüne katmak. Hareket ettirmek. Çakmak.

Convoys : Konvoy. Koruma. Katar. Eşlik. Yoldaşlık etmek. Refakat etmek. Korumak. Birlikte gitmek. Kafile.

Ingestion : İngesyon. Bir nesnenin ağızdan alınması. Yeme. Midesine indirmek. Mideye indirme. Yutma. Besin maddesinin hücreye alınması veya yutak ve yemek borusu yoluyla ağızdan mideye geçmesi, ingesyon. Emme. Alınım.

Consorted : Birleşmek. Düşüp kalkmak. Bağdaşmak. Hayatını paylaşmak. Arkadaşlık etmek. Birlikte vakit geçirmek. Refakat etmek. Uymak. Orada burada takılmak.

Convoy : Refakat etmek. Konvoy. Eşlik. Katar. Yol arkadaşlığı. Korumak. Koruma. Kafile. Yoldaşlık etmek.

Harbours : Demir atmak. Sığınmak. Barındırmak. Beslemek. Barınmak. Limanlar.

Band together : Bir araya toplanmak. Bir araya getirmek. Tek vücut olmak. Birleştirmek. Bir araya toplamak. Birlik olmak. Bir grup içinde birleşmek. Tek yürek olmak. Birleşmek. Biraraya getirmek.

Graze : Sıyrılmak. Karşı namlu üzerinden kaydırılarak yapılan doğru dürtüş. Otlatmak. Sıyırıp geçmek. Yalamak. Kaydırma. Bere. Otlamak. Otlanmak. Hayvanları otlatmaya elverişli, doğal veya yapay bir bitki örtüsü bulunan, otları seyrek ve kısa boylu, biçilmeye uygun olmayan engebeli arazi.

 

Herding synonyms : mycophagy, manduction, poring over, linguistic process, coprophagia, agglomerating, repletion, relishing, bunch, aggregate, consort, banishing, surfeit, perusing, browse, savouring, browsing, omophagia, engorgement, drive, abrupt, attends, feasting, aggregated, apply, uptake, agglomerated, skimming, attended, assemble, consorting, harbour, add together.

Herding zıt anlamlı kelimeler, Herding kelime anlamı

Minor : Küçümen. Bilgisayar, gitar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Minör. İkinci derecede. Rüştünü ispat etmemiş kimse. Reşit olmayan kimse. İlk notadan itibaren sırasıyla 1 tam, 1 yarım, 2 tam, 1 yarım ve 2 tam aralıklardan oluşan ses dizisi. Küçük. Reşit olmayan. Daha az.

Inferior : Aşağı derecede olan kimse. Ast. Alt. Ast rütbede. İkinci derecede. Alt, alt taraf. Alt veya aşağı anlamında. İnferiyor. Bayağı.