Herle nedir, Herle ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yağda kavrulmuş un çorbası, bulamaç.

Un.

Dut şırasını unla kaynatarak yapılan pestil peltesi.

Yağda kavrulmuş undan yapılan, çorbaya benzer yemek.

Yağda kavrulmuş una yavaş yavaş kaynatılmış su katılarak yapılan çorba; boğaz ağrılarına İyi geldiği sanılır.

Herle anlamı, tanımı

Herle aşı : Yağda kavrulmuş un çorbası, bulamaç

Herle çorbası : Yağda kavrulmuş un çorbası, bulamaç.

Herlembe : Çocukların çamurla oynadıkları bir çeşit oyun.

Herlemek : Eşek anırmak. Köpek sıcağın etkisiyle, dilini çıkartarak solumak. Saygısızca karşılık vermek. Hız almak. Fenalık yapmak için birini izlemek.

Herlenmek : Dönmek, dolanmak.

Kavurma herlesi : Kavrulmuş unla yapılan çorba.

Yavaş yavaş : Yavaş bir biçimde, ağır ağır, adım adım, aheste aheste, aheste beste, sepil sepil. Azar azar. Gitgide.

Un çorbası : Un ve suyun karıştırılarak pişirilmesinden sonra süt ve yumurta sarısıyla terbiye edilmesi yoluyla yapılmış olan çorba.

Bulamaç : Sulu, cıvık hamur. Karışık, oradan buradan toplanmış. Bu koyulukta yapılmış olan çeşitli hamur yemekleri.

Kaynata : Kocaya veya kadına göre birbirlerinin babası, kayınbaba, kayınpeder, babalık.

Pestil : İnce yufka biçiminde kurutulmuş meyve ezmesi, bastık. Hasta. Çok yorgun, güçsüz. Tavan ile kömür damarı arasında yer alan ince, yumuşak killi tabaka.

 

Bulama : Bulamak işi. Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılmış olan koyu pekmez.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Pelte : Nişasta, şeker ve su karışımının pişirilerek soğutulmasıyla yapılmış olan bir tatlı türü. Koloidal bir katı içine bir sıvının işlemesinden sonra, ya bu sıvıya daldırılan koloidin doğrudan doğruya şişmesiyle veya sıcakta hazırlanan oldukça konsantre çözeltinin soğultularak kıvamlaşmasıyla oluşan esnek madde. Denizanası. Bu kıvamda olan madde.

Katıl : Yapılarda kullanılan dört köşe kiriş. Tahta paravana. Paravana biçiminde vestiyer. (Gökmenler, Çatak, Gedikli, Kızılağaç Saimbeyli Adana). Duvar içine konmuş olan ağaç kuşaklar. (Gökmenler, Çatak, Gedikli, Kızılağaç Saimbeyli Adana).

Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

 

Yağda : Yağlı kir, yağ lekesi. Yağlı kir. İçel ilinde, Güzeloluk nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Pesti : Bakımsız, gelişmemiş, cılız.

Boğaz : Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak. Yiyeceği içeceği sağlanan kimse. İki kara arasındaki dar deniz. İki dağ arasında dar geçit. Yeme içme. Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm. Yedirip içirme yükümü, iaşe.

Undan : Ondan. Ondan (III. teklik şahıs zamiri ayrılma hâli).

Diğer dillerde Herkül anlamı nedir?

İngilizce'de Herkül ne demek ? : hercules, her (herculis), kneeler