Hipoglisemik kriz nedir, Hipoglisemik kriz ne demek

Hipoglisemik kriz; Veteriner alanında kullanılan bir terimdir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Kan glikoz düzeyinin ileri derecede düşmesi sonucu meydana gelen, aşırı derecede kuvvetsizlik, bitkinlik, çırpınma ve sarsılma nöbetleriyle belirgin hastalık tablosu.

Hipoglisemik kriz tanımı, anlamı

Hipo : ClO- içeren bileşik. Ağartma işlemlerinde kullanılan Na, K, Ca, Mg hipokloritler. İşlemede saptama aşamasında en çok kullanılan kimyasal özdek (sodyum hiposülfit, tiyosülfit, Na2 S2 O3 . 5H2 O) ya da eriyiği. Alt, altında. Az, noksan

Hipoglisemi : Aşırı hâlsizliğe ve terlemeye, hafif baygınlığa yol açan, kan şekeri düzeyinin normalden daha aşağı değerlere düşmesi durumu.

Kriz : Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk, akse. Bir kimsenin yaşamında görülen ruhsal bunalım. Çöküntü. Bir ülkede veya ülkeler arasında, toplumun veya bir kuruluşun yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran. Bir şeyin çok kıt bulunması durumu. Bir şeye duyulan ani ve aşırı istek.

Hastalık tablosu : Hastanın yatağının başında bulunan ve hastalığın seyrini gösteren levha.

Kuvvetsizlik : Kuvvetsiz olma durumu, güçsüzlük.

Bitkinlik : Bitkin olma durumu, dermansızlık, zafiyet.

Kuvvetsiz : Gücü, kuvveti olmayan, güçsüz. Etkisiz.

 

Çırpınma : Çırpınmak işi.

Sarsılma : Sarsılmak işi.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

Belirgin : Belirmiş durumda olan, göze çarpan, besbelli, açık, bariz, sarih. Açık bir biçimde.

Hastalı : Hastalıklı.

Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

Glikoz : Karbon, hidrojen ve oksijenden oluşup özellikle üzüm suyunda bulunan şeker, üzüm şekeri yapısındaki basit şeker (C6H12O6).

Sonucu : Sonunda, sonra. Netice, nihayet, en son, âkıbet, en sonra, sonunda.

Kuvvet : Fiziksel güç, takat. Güç. Bir ülkenin silahlı gücü. Dayanıklı olma durumu. Yetke, erk, nüfuz. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir. Şiddet, zor, cebir. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.

Bitkin : Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın, dermansız.

Derece : Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe. Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi. Başarı gösterme. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri. Denli, kadar. Sıcaklıkölçer.

 

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Nöbet : Sıra, keşik. Vakit vakit ortaya çıkan aynı türden fizyolojik bozuklukların bütünü. Sıra ile belirli süre bir yeri bekleme işi. Hastalık sebebiyle titreme, yüksek ateş. Kez, defa. Sıra ile yapılmış olan görev, iş. Resmî yerlerde veya önemli kimselerin kapısında belli vakitlerde çalınan mızıka.

Diğer dillerde Hipoglisemik kriz anlamı nedir?

İngilizce'de Hipoglisemik kriz ne demek ? : hypoglycemic crisis