Hiyallamak nedir, Hiyallamak ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Gizli bir işi ortaya çıkarmak, bir işi sezmek.
Kuşkulanmak.
Denemek, sınamak.
Ansımak, hatırlamak : Söyler söylemez hiyalladı.
Sınamak, denemek.
Hiyallamak anlamı, kısaca tanımı
Hiya : Hani, nerede?. [Bakınız: haniye]. [Bakınız: hiyye]. Evet. Zaman bakımından mübalağa belirtir
Kuşkulanmak : Kuşku içinde bulunmak, kuşku duymak, şüphelenmek.
Hatırlamak : Anımsamak.
Kuşkulanma : Kuşkulanmak işi, şüphelenme.
Hatırlama : Anımsama.
Çıkarmak : Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sonunu getirmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yapmak, üretmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Boşaltmak. Sunmak. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Resim yapmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sağlamak, elde etmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yayımlamak. Yollamak, göndermek.
Söylemez : Şanlıurfa kenti, Karacadağ bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Yozgat kenti, Sarıkaya ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Sınamak : Değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için birini, bir nesneyi veya bir düşünceyi yoklamak, denemek, tecrübe etmek. Bilgisini, yeteneğini, yeterliliğini veya niteliğini yoklamak, imtihan etmek.
Çıkarma : Çıkarmak işi, emisyon. Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma. Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.
Söyleme : Söylemek işi.
Ansımak : [Bakınız: anımsamak]. Topallamak, aksamak.
Denemek : Değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için bir insanı, bir nesneyi veya bir düşünceyi sınamak, tecrübe etmek. Bir işe, başarmak amacıyla başlamak, girişimde bulunmak, teşebbüs etmek.
Sınama : Sınamak işi, deneme, tecrübe.
Deneme : Denemek işi, sınama. Son biçimini bulmamış, taslak durumunda olan. Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunulan düzyazı türü.
Söylem : Söyleyiş, söyleniş, sesletim, telaffuz. Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez. Kalıplaşmış, klişeleşmiş söz, ifade.
Sezmek : Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş veya olacak bir şeyi anlamak, kestirmek, hissetmek. Anlamak, fark etmek.
Ortay : Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi). Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi).
Kuşku : Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık, kuruntu, işkil, şüphe, acaba, şek. Başkalarının iyi niyet ve amaçlarını kötüye yorarak işkillenme duygusu.
Hatır : Düşünme, akılda tutma, hafıza, zihin, akıl, yâd. Birine karşı duyulan saygı, sevgi. Durum, keyif, hâl. Gönül, kalp.
Sezme : Sezmek işi.
Diğer dillerde Hiyalitis anlamı nedir?
İngilizce'de Hiyalitis ne demek ? : hyalitis

Bu kısımda Hiyallamak nedir? Hiyallamak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Hiyallamak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Hiyallamak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.