Hubilgana nedir, Hubilgana ne demek

Teknik terim anlamı:

Tibet'de yüksek bir lamanın (dinsel ve siyasal başkan) ölümünden sonra doğan çocuklar arasından geleceğin lamasını seçmek için izlenen geleneksel yolun adı.

Hubilgana tanımı, anlamı

Hubi : Civcivleri yiyen bir çeşit kuş

Geleneksel : Geleneğe dayanan, gelenekle ilgili olan, ananevi, tradisyonel.

Siyasal : Politika ile ilgili, siyasi, politik.

Gelenek : Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, anane, tradisyon.

Gelece : Süt, yağ, turşu ve benzerleri şeyler konulan tahta kap, fıçı.

Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Normal değerlerin üstünde olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Güçlü, şiddetli. Derece ya da makamı bakımından üstün. Erdemli, faziletli. Etkili.

Seçmek : Benzerleri arasında hoşa gideni seçip almak veya yararlanmak için ayırmak. Ne olduğunu anlamak, fark etmek. Birine oy vererek bir göreve getirmek. Titiz davranmak, kolay kolay beğenmemek. Farklı görmek, üstün görmek. Üstün, iyi, uygun bularak yeğlemek. Tercihini bir yönde kullanmak.

 

Siyasa : Politika.

Dinsel : Dinî.

Başkan : Bir topluluğun, bir toplantının veya bir derneğin başında bulunan kimse, reis, reis bey. Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin başı.

Başka : Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

Sonra : Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı. Arkadan gelen bölüm ya da zaman. Daha uzak ve ileri bir yerde. Yoksa, aksi hâlde. Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz.

Seçme : Seçmek işi, intihap, seleksiyon. Seçkin, seçilmiş.

Gelen : Gelme işini yapan (kimse ya da nesne). Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

Tibet : “Çin´in batısında özerk bir bölge.”.

Çocuk : Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

Laman : Yakışıklı.

Doğan : Kartalgillerden, sırtı kül rengi ve enine çizgili, küçük kuş, fare vb. ile beslenen ve alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş (Falco peregrinus).

Çocu : Çocuğu.

Ölüm : Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi, ahiret yolculuğu, ebedî uyku, emrihak, irtihal, memat, mevt, vefat. İdam cezası. Ölme biçimi. Ölmesi istenen canlı için kullanılan bir söz. Sona erme, yok olma, ortadan kalkma.

Diğer dillerde Htst anlamı nedir?

İngilizce'de Htst ne demek ? : high temperature short time