Seçmek nedir, Seçmek ne demek
- Benzerleri arasında hoşa gideni seçip almak veya yararlanmak için ayırmak.
- Ne olduğunu anlamak, fark etmek.
- Birine oy vererek bir göreve getirmek

- Titiz davranmak, kolay kolay beğenmemek.
- Farklı görmek, üstün görmek.
- Üstün, iyi, uygun bularak yeğlemek.
- Tercihini bir yönde kullanmak.
"Seçmek" ile ilgili cümle örnekleri
- "O yemek seçer, her şeyi yemez."
- "Biz sizi başkanlığa seçtik."
- "Ben bu kitabı seçtim."
- "Benim ne akla hizmet edip de Almanca muallimliğini seçtiğime şaşıp şaşıp kalıyordu." - H. Taner
- "Sizler gezip tozmakta hür olduğunuz hâlde insan zekâsı ile bir adım ilerisini seçemiyorsunuz, sezemiyorsunuz." - R. H. Karay
Yerel Türkçe anlamı:
Görmek (yazıyı, uzaktaki bir şeyi).
İngilizce'de Seçmek ne demek? Seçmek ingilizcesi nedir?:
choose, select
Seçmek anlamı, tanımı:
Seçme : Seçmek işi, intihap, seleksiyon. Seçkin, seçilmiş.
Akla karayı seçmek : Bir işi başarıncaya değin çok sıkıntı çekmek, güçlüklerle karşılaşmak.
Yemek seçmek : Bazı yemekleri sevmemek.
Benzer : Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör. Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil.
Yararlanmak : Kendine yarar sağlamak, faydalanmak, istifade etmek.
Ayırmak : Seçmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Bir yeri bir engelle bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek. Bölmek. Birbirinden uzaklaştırmak. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek.
Görev : Bir organ veya hücrenin yaptığı iş. Resmî iş, vazife. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. İşlev.
Getirmek : Bir makama atamak veya seçmek. İletmek, bildirmek. Gelmesini sağlamak. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. İleri sürmek. Erişmek veya eriştiğini sanmak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Sağlamak.
Üstün : Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan.
Uygun : Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Orantılı, oranlı. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip.
İyi : Doğru olan. Bol, çok, aşırı. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. Esen, sağlıklı. Yeterli, yetecek miktarda olan. Yerinde, uygun. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren.
Yeğlemek : Bir şeyi öbürüne göre daha iyi, üstün veya önemli saymak, yeğ tutmak, tercih etmek.
Ne : Hangi. Birçok şey. Hangi şey. Nasıl. Soru biçiminde şaşma bildiren ünlem. Neon elementinin simgesi. Her şey. Türk alfabesinin on yedinci harfinin adı, okunuşu. "Sana ne, bana ne" gibi sorularda "ne ilgisi var" anlamına gelen bir söz. Şaşma veya abartı bildiren bir söz. Neden.
Anlamak : Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Doğru ve yerinde bulmak. Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Sorup öğrenmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Yarar sağlamak.
Fark : Çıkarma işleminin sonucu. Ayrım. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım, nüans.
Etmek : Demek, söylemek. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Bir işi yapmak. Eşit değer kazanmak. Bulmak, erişmek. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Kötülükte bulunmak. Herhangi bir değerde olmak.
Farklı : Farkı olan, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı.
Görmek : Yapmak, etmek. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Gezmek. Anlamak, kavramak, sezmek. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Sahne olmak, geçirmek. Almak. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak. Çok değer vermek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Ziyaret etmek. Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Yanına gidip konuşmak. Bir şeye erişmek. Vermek. Bir işleme uğramak. Karşılaşmak, rastlaşmak.
Bir : Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Aynı, benzer. Tek. Beraber. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sayıların ilki. Bir kez. Sadece. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Eş, aynı, bir boyda.
Kullanmak : İşletmek, değerlendirmek. Amacına ulaşmak için birinden veya bir şeyden yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek. Kelimeyi yazmak, söylemek. Araç veya aleti işletmek, yönetmek. Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak. Sigara, içki vb. şeylere alışmış olmak, içmek. Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak. Harcamak, sarf etmek. Bir şeyin gereklerini yerine getirmek. Giymek, takmak.
Titiz : Çok dikkat ve özenle davranan veya böyle davranılmasını isteyen (kimse), memnun edilmesi güç, müşkülpesent. Temizliğe aşırı düşkün olan (kimse).
Davranmak : Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak. Bir şeye el atmak, girişmek. Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak.
Kolay : Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı. Kolaylık. Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe.
Beğenmemek : Kuşku duymak, kuşku ile karşılamak. küçümsemek, hor görmek.
Seçmek ile ilgili Cümleler
- İyi arkadaşlar seçmek bizim için önemli.
- Seçmek zorundasın.
- Seçmek için sadece üç seçeneğin var.
- Onlardan birini seçmek zorundayım.
- Bir şeyi seçmek bir şeyden vazgeçmek anlamına gelir.
- Şimdi seçmek zorundasın: ya ben ya da Tatoeba.
- Birini seçmek zorundasın.
- Piyano veya kemandan birini seçmek zorunda olsaydın hangisini tercih ederdin?
- Nerede yemek yiyeceğimizi seçmek için benim sıram.
Diğer dillerde Seçmek anlamı nedir?
İngilizce'de Seçmek ne demek? : v. choose, adopt, choose to make one's own, select, elect, perceive, distinguish, pick, co-opt, constitute, cull, decide on, decide up, descry, hand pick, intend, intend for, look out, opt, be particular about, pick out, plump for, single out, spot
Fransızca'da Seçmek : choisir, élire, démêler, discerner, embrasser, opter pour, sélectionner, trier
Almanca'da Seçmek : v. ausklauben, auslesen, aussuchen, auswählen, bemerken, kiesen, küren, sortieren, unterscheiden, wählen
Rusça'da Seçmek : v. выбирать, избирать, подбирать, делегировать, отбирать, предпочитать, перебирать, распознавать, высматривать, выбрать, избрать, подобрать, отобрать, предпочесть, перебрать, распознать, высмотреть

Bu kısımda Seçmek nedir? Seçmek ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Seçmek tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Seçmek hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.