İğnecik nedir, İğnecik ne demek

İğnecik; bir hayvan bilimi terimidir.

Yerel Türkçe anlamı:

Deniz teknelerindeki dümen menteşesi.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Kayıklarda dümenin takıldığı delikler. (*Gerze -Sinop)

Bilimsel terim anlamı:

[Bakınız: kızböceği]

Fransızca'da İğnecik ne demek?:

aiguillon

İğnecik tanımı, anlamı:

İğneci : İğne yapan kimse.

İğne : İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. Oltanın ucundaki küçük çengel. Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç. Dokunaklı söz. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Bazı araçların ucu sivri parçaları. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası.

Omurga : Sırt boyunca uzanarak vücuda destek sağlayan, kemikten, kıkırdaktan veya her ikisinden oluşan, içinde omuriliği barındıran kemik yapı. Gemi kaburgasının aşağı taraftan bağlı bulunduğu boy ekseni doğrultusunda boydan boya geçen ana yapı ögesi. Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü, temel, belkemiği, esas.

 

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık.

Silis : Kum, çakmak taşı, kuvars vb. silisyumun oksijenli birleşimleri.

Kalker : Kireç taşı.

Biçim : Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Biçme işi. Tarz. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil.

Küçük : Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Yaşı daha az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada.

Çıkıntı : Kambur. Her şeye itiraz eden, huzursuzluk çıkaran (kimse). Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm. Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı, çıkma.

Deniz : Geniş alan. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Aydaki düzlükler. Çokluk, yoğunluk.

Dümen : Dalavere, hile. Yönetim, idare. Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan hareketli parça.

Diğer dillerde İğnecik anlamı nedir?

Rusça'da İğnecik : n. иголочка (F), колючка (F), шип (M)