İcene nedir, İcene ne demek

Teknik terim anlamı:

Marangozların tahta yontmak için kullandıkları demir keski. (Kuzköy Akkuş Ordu).

İcene anlamı, kısaca tanımı

Marangoz : Ağaç işleriyle uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan usta

Yontmak : Bir şeye istenilen biçimi vermek için dış bölümünü keskin bir araçla biçmek, kesmek. Bir kimsenin azar azar parasını çekmek, birinden para sızdırmak. Bir şeyi kendi görüşüne göre değerlendirmek.

Yontma : Yontmak işi. Yontulmuş veya yontularak yapılmış.

Kuzköy : Balıkesir kenti, Gökçedağ bucağına bağlı bir bölge. Burdur kenti, Çeltikçi ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Çorum kenti, İskilip ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Giresun kenti, Bulancak belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Kastamonu şehri, Devrekâni belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Ordu kenti, Kabataş ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Sinop kenti, Türkeli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Sivas ilinde, İmranlı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Tokat kenti, Doğanyurt bucağına bağlı bir bölge.

Maran : Sebze ekilen tarla parçası, evlek. Küçük ev. Baraka, kulübe. Araba, kağnı tekerleği. Araba tekerleğinin demir kısmı. Araba tekerleğinin ağaç kısmı. Çay bardaklarını koymaya yarayan içi göz göz ayrılmış tahta sandık. Ev içinde kullanılmayan eşyaların konulduğu bölüm. Araba tekerleği. (Refahiye Erzincan.).

 

Akkuş : Atmaca. Ordu iline bağlı ilçelerden biri.

Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Kara tahta.

Demir : Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Bu elementten yapılmış parça. Bu elementten yapılmış. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Çıpa. Güçlü, kuvvetli, sert.

Keski : Ağaç, taş, metal vb.ni yontmaya yarayan, bir ucu keskin çelik araç. Demir ve sac kesmek için üzerine çekiçle vurularak yürütülen keskin araç, tırnak. Pulluk gövdesi önüne takılan ve toprağı kesip ayıran, bıçak veya disk biçiminde çelikten yapılmış pulluk parçası.

Mara : Köy otlağı. Anahtar. Araba içindeki tahtalar. Sararmış hıyar. Kalın, sert köklü, ekilmiş tarlalara zarar veren bir ot, ayrıkotu. Sarı renkli, bitkileri yiyen zararlı bir kurtçuk. Mera. Mağara. Kemiriciler (Rodentia) takımının kobaygiller (Caviidae) familyasından, 50 cm kadar uzunlukta, 4 cm kadar kuyruğu olan, eti yenen ve postu kullanılan bir tür. (Dolichotis patagonica) Kemiriciler (Rodentia) takımının kobaygiller (Caviidae) familyasından (bk)bir memeli türü. Uzunluğu 50, kuyruğu 4 cm. Eti yenir ve postu kullanılır. Patagonya steplerinde yaşar.

 

Yont : Başıboş hayvan.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Demi : Yemeni, yazma, başörtüsü, tülbent. Susuz, kıraç tarla. Dizlik, iç donu. Değil mi anlamında.

Taht : Hükümdarların oturduğu büyük, süslü koltuk. Hükümdarlık makamı, hükümdarlık.

Ordu : Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü. Bu topluluğun başlıca bölümlerinden her biri. Çok sayıda insan, kalabalık. Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. Amaç, nitelik vb. yönlerden benzeyen insanların bütünü.

Diğer dillerde İbudilast anlamı nedir?

İngilizce'de İbudilast ne demek ? : ibudilast