Marangoz nedir, Marangoz ne demek

Marangoz; kökeni rumca dilinden gelmektedir.

  • Ağaç işleriyle uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan usta

"Marangoz" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Kocası marangozdu, sabahları çok erken giderdi. Onun arkasından, hemen kadın kadıncık temizliğe başlardı." - N. Meriç

Marangoz hakkında bilgiler

Marangozluk, ağaç işleme zanaatıdır. Ağacın doğal hâliyle ya da makinelerce işlenmiş haliyle alınıp, kesme, biçme, zımparalama gibi işlemlerden geçirilerek nesnelerin ortaya çıkartılması işidir. Bu işi yapanlara marangoz denir.

Ahşap malzemeleri, isteğe göre işleyerek ve şekillendirerek, binalarda gerekli yerlere yerleştiren veya ahşap eşya yapan kişilere de 'dülger denir.

Marangoz ile ilgili Cümleler

  • Marangozluk ve tuğla duvar örme el işçiliği örnekleridir.
  • Ali babası gibi bir marangoz olmak istedi.
  • Marangoz döşemeyi ölçüyor.
  • Ali bir marangoz.
  • Marangozlukta iyi değilim.
  • Ali bir marangoz olarak çalışmaya başladı.
  • Marangozlar tahta keserler.
  • Marangozlar odun kesti.
  • Ali bir marangoz olarak iş buldu.
  • Ali Boston, Massachusetts'de marangoz olarak çalıştı.
  • Ali tanıdığım en iyi marangoz.
  • Balta girmeyen eve marangoz girer.

Marangoz anlamı, kısaca tanımı:

Ağaç : Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki.

 

Eşya : Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler.

Marangoz balığı : Testere balığı.

Marangozhane : Marangozun çalıştığı iş yeri.

Marangoz mengenesi : Tutkallanmış veya işlenecek olan tahtaların tutturulduğu kıskaç.

Marangozluk : Marangozun işi. Marangozun zanaatı.

Uğraş : Bir insanın yaptığı iş veya meslek, iş güç, meşguliyet. Bir kimsenin kendi isteğiyle seçerek ve zevk alarak yaptığı iş, iş güç, meşguliyet. Bir güçlüğü yenmek için gösterilen sürekli çaba, mücadele.

Usta : Osmanlı Devleti'nde saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi. Akıl veren veya öğreten kimse. Zanaatçılar için unvan. Zanaat öğreticisi. Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse. Eli uz, işinin eri, becerikli, mahir.

İşlem : Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür.

Zanaat : İnsanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren iş, sınaat. El ustalığı isteyen işler.

Doğal : Yapmacık olmayan. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Katıksız, saf. Doğada olan, doğada bulunan. Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel.

 

Makine : Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması. Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü. Araba, otomobil.

Kesme : Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas. Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat. İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum. Kesin, değişmez, maktu. Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia). Lokum. Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan. Kesme işareti. Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi. Kesmek işi.

Marangoz işliği : Tiyatroda dekor ve sahne eşyalarına ilişkin tahta işlerinin yapıldığı yer. İşliklerde marangoz-doğramacının çalışmasına ayrılan bölüm.

Marangoz tezgahı : Ağaçişleri ile uğraşanların üzerinde çalıştıkları, sıkma düzenli, sağlam ve kalın iş masası.

Marangoz-doğramacı : İşliklerde bezemlerin, doğrama işlerinin yapılmasıyla görevli kimse.

Diğer dillerde Marangoz anlamı nedir?

İngilizce'de Marangoz ne demek? : n. carpenter, joiner, cabinetmaker

Fransızca'da Marangoz : menuisier [le]

Almanca'da Marangoz : n. Hobel, Möbeltischler, Schreiner, Tischler, Zimmermann

Rusça'da Marangoz : n. столяр (M)

adj. столярный