İlinti nedir, İlinti ne demek

"İlinti" ile ilgili cümleler

  • "Cemal Sahir'le aktör-seyirci ilişkisinin dışında bir ailevi ilintimiz de oldu." - H. Taner

Yerel Türkçe anlamı:

Sevgi, aşk.

Bağlantı, ilişki.

Seyrek dikiş, teğel.

Çok az, sızıntı şeklinde akan su.

Rüşvet: O memur çok ilintici idi.

Az sıcak, ılık.

İşkil, kuruntu, kaygı.

Gördüğü şeyi arsızca isteyen, asalak yaşayan (kimse).

Kolay sökülebilir dikiş; teyel

Zayıf arıların balını yemek için saldıran yabancı arı: Kovana ilinti düştü.

İç sıkıntısı.

Az ilgi.

Açgözlü: Şu Ali ne ilinti çocuk.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

İki değişken arasında karşılıklı nicel bağlantı.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

Uzbilimsel varlıklar ya da nicelikler arasında kurulan eşitlik ya da kural.

Diğer sözlük anlamları:

Teğel, ilme.

Bilimsel terim anlamı:

Bir simge ya da anlatımın dile getirdiği nesne ya da kavram.

İngilizce'de İlinti ne demek? İlinti ingilizcesi nedir?:

correlation, formula (pl. formulas; formulae), referent

İlinti hakkında bilgiler

Korelasyon, olasılık kuramı ve istatistikte iki rassal değişken arasındaki doğrusal ilişkinin yönünü ve gücünü belirtir. Genel istatistiksel kullanımda korelasyon, bağımsızlık durumundan ne kadar uzaklaşıldığını gösterir.

 

Farklı durumlar için farklı korelasyon katsayıları geliştirilmiştir. Bunlardan en iyi bilineni Pearson çarpım-moment korelasyon katsayısıdır. İki değişkenin kovaryansının, yine bu değişkenlerin standart sapmalarının çarpımına bölünmesiyle elde edilir. Pearson ismiyle bilinmesine rağmen ilk olarak Francis Galton tarafından bulunmuştur.

Pearson çarpım-moment korelasyon katsayısı isminde, kovaryans hesaplanırken yapılmış olan işlemin fiziksel moment hesabına benzerliği etkili olmuştur. Çift taraflı bir kaldıraçın iki yük kolundaki ağırlıkların momenti hesaplanırken kullanılan, ağırlık ile ağırlığın destek noktasına olan uzaklığın çarpımı ile her bir değişkenin ortalamaya olan uzaklıklarının bulunması arasındaki benzerlik bu isimlendirmeye neden olmuştur.

Korelasyon katsayısı, bağımsız değişkenler arasındaki ilişkinin yönü ve büyüklüğünü belirten katsayıdır. Bu katsayı, (-1) ile (+1) arasında bir değer alır. Pozitif değerler direk yönlü doğrusal ilişkiyi; negatif değerler ise ters yönlü bir doğrusal ilişkiyi belirtir. Korelasyon katsayısı 0 ise söz konusu değişkenler arasında doğrusal bir ilişki yoktur.

İlinti anlamı, kısaca tanımı:

İlişki : İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas. Bağlantı, temas.

İlintilemek : Teyellemek. Bir şeyle ilgili kılmak.

İlintili : İlgisi, ilişkisi, bağı, ilintisi olan.

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Âdemoğlu, âdem evladı.

 

Sıkıntı : Bulunmama durumu. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Sorun, mesele, sendrom, problem. İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet.

Dikiş : Giysi dikme işi, terzilik. Dikilen yer. Dikme işi. Giysi üzerinde gözle görülen dikilmiş iplik yolu. Dikilecek şey.

Teyel : Seyrek ve eğreti dikiş.

Olasılık : Bir şeyin olabilmesi durumu, olabilirlik, ihtimal. O zamana kadar yapılmış olan deneylerle bir olayın ortaya çıkmasının beklenilmesi ancak yine de tam bir kesinliğin bulunmaması durumu.

Kuram : Belirli bir konudaki düşüncelerin, görüşlerin bütünü. Uygulamalardan bağımsız olarak ele alınan soyut bilgi. Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü, nazariye, teori.

İstatistik : Bir sonuç çıkarmak için verileri yöntemli bir biçimde toplayıp sayı olarak belirtme işi, sayımlama. İlkelerini olasılık kuramlarından alarak eldeki verileri grafik ve sayı biçiminde değerlendirmeye dayandıran matematiğin uygulamalı dalı, sayım bilimi.

İki : Birden bir artık. Birden sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 2 ve II rakamlarının adı.

Şey : Nesne, madde. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz.

İlgi : Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi. Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma. İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka, taalluk, aidiyet. Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik.

Bağ : Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Bağlam, deste, demet. Sargı. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta.

İç : Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha yakın olan. Muhteva. Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı. Değişik yemeklerde kullanılmak üzere et ile sebzelerin ince kıyımının karıştırılması ve yoğrulmasıyla meydana getirilen karışım. Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta. Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım. Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri. İnsanın manevi varlığıyla ilgili olan. Ten ile dış giysiler arası. Bir ülke, şehir, topluluk vb.nde olan veya yapılan. Mide, bağırsak, karın. Nesnelerin veya kimselerin arasında bulunan nesne veya kimse, ara. Oyuk şeylerin boşluğu.

Seyrek : Benzerleri veya parçaları arasında çok aralık bulunan, aralıklı, sık karşıtı. Çok bulunmayan, az rastlanan, nadir. Aralıklı olarak, aralıklı bir biçimde, arada sırada, binde bir, nadir, nadiren, bayramdan bayrama, bayramda seyranda.

Diğer dillerde İlinti anlamı nedir?

Fransızca'da İlinti : relation [la], apartenance [la]