İnsan kurban nedir, İnsan kurban ne demek

İnsan kurban; Halk Bilimi alanında kullanılan bir kelimedir.

Sosyoloji'deki terim anlamı:

Ekinleri korumak, salgın hastalıkları durdurmak, yağmur yağdırmak, doğaüstü varlıkların yardımlarını sağlamak ve öteki dünyaya arınmış olarak göç etmek amacıyla yapılan geleneksel halk uygulaması, bk. öteki dünya, gelenek.

İnsan kurban tanımı, anlamı

Kurb : Tarsus ekleminin arka yüzü ve kalkaneusun alt kısmı dogmasal veya edinsel olarak gelişen tendojen veya osteojen şişkinlikler

İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı.

Kurban : Dinin buyruğunu veya bir adağı yerine getirmek için kesilen hayvan. Bir ülkü uğrunda feda edilen veya kendini feda eden kimse. Müslümanlarda Kurban Bayramı. Bir kazada veya felakette ölen kimse. İçtenliği belirten bir seslenme sözü. Maddi ve manevi bakımdan felakete sürüklenmiş, insani değerlerini yitirmek zorunda kalmış veya bırakılmış kimse.

Öteki dünya : Ahiret.

Geleneksel : Geleneğe dayanan, gelenekle ilgili olan, ananevi, tradisyonel.

Göç etmek : Göçmek, hicret etmek.

 

Yağdırmak : Yağmasını sağlamak. Bir şeyi aralıksız ve ısrarlı bir biçimde yapmak. Çok sayıda ortaya koymak, sürmek. Bol miktarda vermek, sağlamak. Vermek, söylemek.

Varlıklar : Bir tecimenin ya da ortaklığın para ile değerlendirilebilen malları ve haklarının toplamı. Bir tecimen ya da ortaklığın toplanabilecek alacaklarını da kapsamak üzere belirli bir süredeki taşınır ve durağan mallarının tümünün para olarak karşılanabilen değeri.

Durdurmak : Durmasını sağlamak.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

Uygulama : Uygulamak işi, tatbikat, tatbik, pratik. Yürütüm. Bir sanat ve bilim dalının ilkelerini düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi, kılgı, tatbik, ameliye, pratik. Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata tatbik etme, tatbik.

Durdurma : Durdurmak işi.

Yağdırma : Yağdırmak işi.

Doğaüstü : Doğa yasalarına uymayan, doğa yasalarıyla açıklanamayan, tabiatüstü.

Sağlamak : Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Elde etmek, sahip olmak.

Korumak : Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Karşılamak, denk gelmek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek.

 

Sağlama : Sağlamak işi. Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılmış olan kontrol işlemi, mizan.

Hastalı : Hastalıklı.

Arınmış : Arı duruma gelmiş olan.

Gelenek : Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, anane, tradisyon.

Diğer dillerde İnsan kurban anlamı nedir?

İngilizce'de İnsan kurban ne demek ? : human sacrifice