Kırba olmak nedir, Kırba olmak ne demek
Teknik terim anlamı:
Yarış sırasında, çok su içerek ya da sulu şeyler yiyerek mideyi şişirmek. Bu tutum, yarış içinde apansız bir iç bayıltısı ya da acıkma doğurur.
Kırba olmak anlamı, tanımı
Kırba : Sakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar, altı geniş, deriden yapılmış kap, su kabı, matara. Çocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık. Çok su içen kimse
Olma : Olmak işi.
Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.
Sırasında : Gerekince, yerinde ve zamanında.
Şişirmek : Şişkin bir duruma getirmek. Baştan savma iş görmek. Abartmak. Bir sözü veya yazıyı gereksiz yere uzatmak.
Şişirme : Şişirmek işi. Şişirilmiş. Baştan savma, kötü iş.
Apansız : Ansızın.
Acıkma : Acıkmak işi.
İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.
Şeyle : Şöyle.
Yarış : Yarışma. Yarışma, rekabet.
Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.
Tutum : Tutulan yol, tavır. Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi.
İçere : İçeri.
Yiye : Zarar verici, obur (hayvan). Sahip. Eğe.
Acık : Dağlarda yetişen bir çeşit yabani elma. Biraz, azıcık, pekaz. Öç, intikam, kin, garaz. İnat, zıddiyet, nisbet. Keder, ıstırap, elem. Merhamet, şefkat. Hiddet, gazap, öfke. [Bakınız: acığ]. Sıkıntı, eziyet: Şu işi görürken bana acık etme. [Bakınız: acalma]. Yaban armudu, ahlat. Sumak yaprağı, nar, ceviz, palamut kabuğu, şap gibi şeylerden yapılan ve içine boyanacak bez atılan sıvı. Azıcık, biraz. Acı, dert, ıstırap.
İçer : Oda, oturma odası.
Yarı : Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf. Gereğinden az, tam olmayarak. Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan. Devre arası.
Tutu : Borcun ödeneceğine ilişkin borçlunun alacaklıya bir taşınmazı güvence olarak göstermesi, ipotek.
İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.
Diğer dillerde Kırba olmak anlamı nedir?
Fransızca'da Kırba olmak nedir ? : canette

Bu kısımda Kırba olmak nedir? Kırba olmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kırba olmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kırba olmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.