Kısağı nedir, Kısağı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Davarlarda omuz başı ile sağrı arası, bel kısmı: Et aldım istersen kısağıdan aşağısını sana vereyim.

Çevresi sarp ve engebeli yer.

Kısağı anlamı, tanımı

Kısağ : Davarlarda omuz başı ile sağrı arası, bel kısmı

Kısa : Boyu, uzunluğu az olan, uzun karşıtı. Kısaca, kısaltarak. Ayrıntısı çok olmayan. Az süren, uzun olmayan. Kısa olan şey.

Kısağılı : Çevresi sarp ve engebeli yer.

Omuz başı : Kol ile omzun birleştiği yer. Yanı başı.

Engebeli : Engebesi olan, engebesi çok olan, arızalı.

Engebe : Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış etmenlerin etkisiyle oluşan yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü, yer biçimleri, yüzey şekilleri, engebelik, arıza, avarız.

Çevre : Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

Sağrı : Memeli hayvanlarda bel ile kuyruk arasındaki dolgun ve yuvarlakça bölüm.

 

Aşağı : Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı. Bayağı, adi. Niteliği düşük, kötü. Daha küçük, daha az. Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri. Değeri daha az. Aşağıya, yere doğru. Bir yere göre daha alçak yerde bulunan.

Davar : Koyun ve keçiye verilen ortak ad. Koyun ya da keçi sürüsü.

İster : Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey, gerek, icap, lüzum. Cümledeki görevleri aynı olan kelimelerin ayrı ayrı her birinin başına getirilerek herhangi birinin onanmasında sakınca olmadığını anlatan bir söz.

Sarp : Dik, çıkması ve geçilmesi güç (yer), yalman. Güç, zor.

Aldı : “söylemeye başladı” anlamında kullanılan bir söz.

Aşağ : İplik eğirirken iğin ağır dönmesini sağlıyan tahta ağırlık, ağırşak. Aşık kemiği.

Sana : Sen zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi.

Vere : Bir kalenin veya tahkim edilmiş bir yerin teslimi.

Omuz : Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm.

Dava : Korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma. Sorun. Sav. Ülkü. Sevgili.

Diğer dillerde Kısaboynuzlular anlamı nedir?

İngilizce'de Kısaboynuzlular ne demek ? : short-horned flies