Kıymalı ıspanak nedir, Kıymalı ıspanak ne demek

  • İnce kıyılmış ıspanak, soğan, kıyma ve sıvı yağ ile hazırlandıktan sonra pirinç, salça ve tuz eklenen bir yemek türü

Kıymalı ıspanak kısaca anlamı, tanımı:

Kıymalı : İçinde kıyma bulunan gözleme, börek, pide vb. hamur işleri. İçinde kıyma bulunan (yemek). İçinde kurt bulunan (meyve).

Kıyma : Kıymak işi. Çekilmiş et. Küçük kuşbaşı etlerden kavrularak yapılmış kışlık kavurma.

Ispanak : Ispanakgillerden, yapraklarından sebze olarak yararlanılan bir bitki (Spinacia oleracea).

İnce : Tiz (ses), pes karşıtı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Ayrıntılı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Zayıf. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Hafif, gücü az. Taneleri ufak, iri karşıtı.

Kıyı : Kenar, periferi. Issız, tenha yer. Kara ile suyun birleştiği yer. Sahil.

Soğan : Çiğdem, lale, zambak, sarımsak vb. bitkilerin toprak altındaki yumru kökü. Zambakgillerden, yemeklere tat vermek için yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan güzel kokulu bitki (Allium cepa).

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

 

Pirinç : Bakıra çinko katılarak elde edilen sarı renkte bir alaşım. Bu alaşımdan yapılmış. Bu bitkinin besin olarak kullanılan taneleri. Buğdaygillerden, kökleri bol su içinde yetişen bir bitki (Oryza sativa).

Salça : Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan domates veya biber ezmesi. Domates, baharat vb. şeylerle yapılan, çoğunlukla et yemeklerine katılan sos.

Yemek : Ağızda çiğneyerek yutmak. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Kandırmak. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Yemek yeme, karın doyurma işi. Isırmak. Başkasının parasını harcamak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Yasal yoldan cezalandırılmak.