Kaçağan nedir, Kaçağan ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tavşan.

Tutulmayan koyun: Bizimde iki tane kaçağanımız var.

Av tutmayan evcil atmaca.

Atın güzel olan yürüyüşü.

Teknik terim anlamı:

Firari, kaçkın.

Kaçınan, uzaklaşmak isteyen.

Kaçağan kısaca anlamı, tanımı

Kaça : Ne kadar bir para, değer karşılığında?

Uzaklaşmak : Bir şeyden, bir yerden veya kimseden ayrılıp uzağa gitmek. Yabancılaşmak, ilgisi azalmak.

Uzaklaşma : Uzaklaşmak durumu.

Yürüyüş : Yürüme işi. Bir olayı protesto etmek, bir konuya dikkati çekmek amacıyla topluca yürüme. Birliklerin bir yerden başka bir yere gitmesi. Spor amacıyla yapılmış olan yürüme.

Tutulma : Tutulmak işi. Halk tarafından sevilme, ünlü olma, iyi tanınma, popülarite. Bir gök cisminin, araya başka bir cismin girmesiyle bütününün veya bir bölümünün görünmez duruma gelmesi olayı.

Kaçkın : Bir yerden veya bir işten kaçmış kimse. İnsanlardan uzak duran, insan içine çıkmak istemeyen kimse.

Tavşan : Tavşangillerden, eti yenen, hızlı koşan, kemirgen, postundan yararlanılan bir tür memeli (Lepus europeus). Atletizm yarışlarında rekor kırılabilmesi için tempoyu yüksek tutup belirli bir mesafeyi diğer atletlerin önünde koşan atlet. Değerli ağaçlar üzerine ince oymalar işleyen sanatçı, tahta oymacısı.

 

Kaçına : Hayvanları sürmeye yarayan uzun sopa, üvendire. Kümes.

Firari : Kaçak, kaçkın, kaçmış olan (kimse).

Yürüyü : Yürüyerek.

Atmaca : Kartalgillerden, ava alıştırılabilen küçük bir yırtıcı kuş, akkuş (Accipiter nisus).

Evcil : Eve ve insana alışmış, kendisinden yararlanılabilen (hayvan), ehlî, yabani karşıtı. Yerli.

Koyun : Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries). Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse. Kollar arası, kucak. Koruyucu, şefkatli çevre. Göğüsle giysi arası.

Firar : Kaçma, kurtulma. Bir sanık, tutuklu veya hükümlünün gözcülerin elinden kurtulması.

Tutma : Tutmak işi. Destekleme. Yanaşma. Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma, markaj.

Güzel : Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı. Güzellik kraliçesi. Görgü kurallarına uygun olan. İyi, hoş. Güzel kız ya da kadın. Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı. Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran. Adamakıllı, şiddetli. Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde. Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran. Sakin, hoş (hava). Pek iyi, doğru.

Bizi : Çarık dikmek için kullanılan demir, ağaç çivi.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Güze : Su kaynağı. Testi. Güzel. [Bakınız: Göze].

Yürü : “devam et, git” anlamında kullanılan bir söz. [Bakınız: yürüyş]. Haydi.

Diğer dillerde Kachhi koyunu anlamı nedir?

İngilizce'de Kachhi koyunu ne demek ? : kachhi sheep