Kamandırmak nedir, Kamandırmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sıkıştırmak, bunaltmak.

Dayanmak.

Kandırmak, inandırmak.

Kamandırmak kısaca anlamı, tanımı

Kama : Silah olarak kullanılan, ucu sivri, iki ağzı da keskin uzun bıçak. Kütüğü yarmak için kullanılan ucu sivri, yassı, enli çivi, takoz, kıskı. Açılmış olan boşluklarda tavan ve yanlardan taş veya cevher parçalarının düşmesini önlemek amacıyla tahkimat elemanları üstüne veya arkasına yerleştirilen bir tahkimat parçası. Oyunda sayı. Topun gerisini kapayan kapak. Oyunda kazanılan her parti

Kaman : Kırşehir iline bağlı ilçelerden biri.

Sıkıştırmak : Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak, tıkmak. Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak. Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek. Sarkıntılık etmek. Kaçmayacak biçimde çembere almak, kıstırmak. Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak. Ansızın, gizlice ve karşısındakinin isteyip istemediğine bakmadan bir şeyi vermek, tutuşturmak. Zorlamak.

İnandırmak : İnanmasını sağlamak.

Sıkıştırma : Sıkıştırmak işi.

İnandırma : İnandırmak işi.

Kandırmak : Kanmasını sağlamak, inandırmak, ikna etmek. İçme, yeme isteğini karşılamak. Aldatmak.

 

Bunaltmak : Bunalmasına yol açmak.

Bunaltma : Bunaltmak işi.

Dayanmak : Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.

Kandırma : Kandırmak işi.

Dayanma : Dayanmak işi.

İnandı : Mardin şehri, Kızıltepe ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Sıkış : Toplu, tıkız, şişman.

Bunal : Bu kez.

Sıkı : Dar. Güçlü ve çabuk, hızlı. Disiplin. İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan. Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan. Zorlu, güçlü ve etkili. Cimri. Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü. Zorlayıcı durum. Yoğun. İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı. Sıkıca, iyice.

Buna : Pınar. Buraya. Bunu.

Daya : Çocuğa bakan dadı, sütnine, taya.

İnan : İnanmak işi. Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme. Tanrı'ya duyulan sınırsız inanış, iman, itikat.

Diğer dillerde Kamalin anlamı nedir?

İngilizce'de Kamalin ne demek ? : kamalin