Kan kaşandırmak nedir, Kan kaşandırmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Çevresine sıkıntı vermek : Amcamız eve geldi mi ev halkını kan kaşandırıyor.

Teknik terim anlamı:

Korkudan kan işetmek.

Kan kaşandırmak kısaca anlamı, tanımı

Kaşa : Mısır kırması ile yapılan çorba. [Bakınız: kaş]. Hoşaf. Ark. Ahırda kuzu, malak ve buzağı konulan yer, bölme

Kaşandırma : Kaşandırmak işi.

Kan : Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı. Soy.

Kaşan : Hizmet veya binek hayvanları durup işeme.

Kaşandırmak : Hayvanı durdurup işetmek.

Ev halkı : Bir evde yaşayanların hepsi.

Sıkıntı : İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Sorun, mesele, sendrom, problem.

İşetmek : İşemesini sağlamak, işemesine yol açmak, çiş yaptırmak.

İşetme : İşetmek işi.

Vermek : Üzerinde, elinde ya da yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Sahip olmasını sağlamak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Tespit etmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Kazandırmak, katmak. Doğurmak. Ondan bilmek, atfetmek. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Ödemek. Ayırmak, harcamak. Bırakmak veya bağışlamak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Yaymak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Dayamak. Satmak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak.

 

Halkın : Leğen.

Verme : Vermek işi.

Halkı : Araba tekerinin ortasındaki demir halka. (Ortayazı Senirkent Isparta; Gölbaşı Çankaya Ankara; Eskil Aksaray Niğde). [Bakınız: holta].

Korku : Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü. Kötülük gelme ihtimali, tehlike, muhatara. Gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu.

Çevre : Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

Kork : Bostan korkuluğu.

Amca : Babanın erkek kardeşi, baba yarısı, emmi. Yaşlı erkeklere saygı için kullanılan bir seslenme sözü.

 

Halk : Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk. Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu. Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü, ahali. Bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu. Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri. Yaratma.

Diğer dillerde Kan işeme anlamı nedir?

İngilizce'de Kan işeme ne demek ? : blood in urine