Kanamaz nedir, Kanamaz ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Kulplu, büyük bakır kepçe, tas.
Süt sağılan bakır kap.
Kanamaz ile ilgili Atasözü veya Deyim
ağanın alnı terlemezse ırgadın burnu kanamaz : işveren işçisi ile birlikte çalışmazsa işçi işe var gücüyle sarılmaz anlamında kullanılan bir söz.
Kanamaz kısaca anlamı, tanımı
Kana : Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler
Kanama : Kanamak işi, nezif.
Kulplu : Kulpu olan, kulpu bulunan.
Sağıl : Buğdayın üstündeki kapçık. Sığır, inek sürüsü.
Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.
Kepçe : Sulu yiyecekleri karıştırmaya ve dağıtmaya yarayan, uzun saplı, yuvarlak ve derince kaşık. Bu kaşığın alabildiği miktarda olan. Bu aracın alabildiği miktarda olan. Saplı bir çembere geçirilmiş olan, balık veya kelebek tutmada kullanılan ağ. Gemilerde, ortasında dümenevi bulunan yuvarlak kıç çıkıntısı. Güreşte hasmın arkasından bacakları arasına el sokma oyunu. Tahıl, kömür, kum vb.nin yüklenip boşaltılmasında kullanılan, tek veya iki çeneden oluşmuş motorlu araç. Erimiş madeni kalıba dökmek için kullanılan büyük kaşık.
Bakır : Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu). Bu elementten yapılmış.
Sağı : Kuş tersi, kuş gübresi.
Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.
Bakı : Özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye veya kuzeye karşı konumunu belirleyen, bunun sonucu olarak da doğal şartlarını tespit eden durumu. Denetleme. Fal.
Kulp : Kazan, tencere, fincan, dolap, altın vb.nin tutulacak yeri. Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri. Uydurma sebep, bahane.
Süt : Kadınların ve memeli dişi hayvanların yavrularını beslemek için memelerinden gelen, besin değeri yüksek beyaz sıvı. Bazı bitkilerin türlü organlarında bulunan beyaz renkte öz su. Erkek balığın tohumu. Süte benzeyen her türlü sıvı. Benzin, mazot. Erkek balığın, dişinin bavyarı üstüne akıttığı ak sıvı. İnsanın mayası, aslı. Tam, katıksız (renkler için): Sütbeyaz. Taze, sütlü. Başağın sertleşmemiş durumu. Memeli hayvanlarda yeni doğan yavrunun beslenmesi için süt bezlerinden salgılanan besin maddesi. Bazı bitkilerin süt renginde ve kıvamında özel sıvısı.
Tas : Genellikle içine sulu şeyler konulan metal vb.nden yapılmış kap. Bu kabın alacağı miktarda olan. Başa giyilen metal koruyucu.
Kap : İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne. Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. Kadınların giydiği kolsuz üstlük. Kapak, cilt. Kap kacak. Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılmış olan bir tür üst giysisi.
Diğer dillerde Kanamayı durduran pens anlamı nedir?
İngilizce'de Kanamayı durduran pens ne demek ? : hemostatic pens

Bu kısımda Kanamaz nedir? Kanamaz ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kanamaz tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kanamaz hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.