Kargaburun çıkıntısı nedir, Kargaburun çıkıntısı ne demek

Kargaburun çıkıntısı; Biyoloji, Zooloji alanlarında kullanılan bir kelimedir.

Biyoloji'deki anlamı:

Omuz kemerinin göğüs kemiği ile kürek kemiği arasında bulunan bir parçası.

Zooloji'deki anlamı:

Omuz kemerinin göğüs kemiği ile kürek kemiği arasında bulunan bir parçası.

Kargaburun çıkıntısı tanımı, anlamı

Kargaburun : Kapı mandalı. Yangın söndürme işlerinde kullanılan ucu eğri demir çengel. Uzunca ceviz. Salamura için uzun ve iri bir çeşit zeytin. Uç kısmı yuvarlak kıskaç. (Bursa). Yerli menteşelerdeki sivri kısım. (İlyaslı Uşak)

Çıkı : Çıkın.

Çıkın : Bir beze sarılarak düğümlenmiş küçük bohça, çıkı.

Çıkıntı : Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm. Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı, çıkma. Her şeye itiraz eden, huzursuzluk çıkaran (kimse). Kambur.

Karga : Kargagillerden, kanatları geniş, tüyleri kara renkte, tarla ve bahçelere çok zarar veren kuş (Corvus). Yelkenleri toplama. Bir şeyin asıl durumunu yitirerek baş aşağı olması.

Kürek kemiği : Omzun art bölümünde bulunan, üçgen biçiminde geniş ve ince kemik.

Göğüs kemiği : Göğsün ön tarafında, üzerine kaburga kıkırdakları ile köprücük kemiklerinin eklendiği yassı kemik, iman tahtası.

 

Omuz kemeri : [Bakınız: göğüs kemeri]. Göğüs kemeri. Tipik olarak kürek kemiği, köprücük kemiği ve kargaburun çıkıntısından meydana gelen ön ayak veya kol iskeletini taşıyan kemer.

Bir parça : Biraz, azıcık, çok az. Kısa bir süre.

Kemer : Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılmış olan bel bağı. İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı. Tümsekli. Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak. Emniyet kemeri. Antalya iline bağlı ilçelerden biri. Burdur iline bağlı ilçelerden biri. Kemiklerden oluşmuş tümsekli tavan. Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri, tekne karşıtı. Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü.

Kürek : Toprak, kömür vb.ni bir yerden bir yere alıp atmaya, taşımaya yarayan ve yayvan bir bölümü, buna bağlı uzun bir sapı bulunan araç. Kürek cezası. Küçük deniz teknelerini yürütmeye yarayan, bir ucu yassı, uzun ağaç.

Göğüs : Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü, sine. Bu bölümün içindeki organlar. Meme. Bu vücut bölümünün ön tarafı, sırt karşıtı.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

 

Parç : Şişman adam. Topraktan yapılmış yoğurt kabı. Emzikli testi, topraktan yapılmış ibrik. Bakır su tası. Bakır su tası, maşrapa. Su tası. Bakır su bardağı. (Başkışla Karaman Konya).

Kemi : Büyük, iri fare. Yerelması.

Küre : Bütün noktaları merkezden aynı uzaklıkta bulunan bir yüzeyle sınırlı cisim. Madenci ocağı, maden fırını. Yeryüzü, dünya. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri.

Keme : Büyük sıçan. Domalan.

Omuz : Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm.

İle : Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz. Bazı soyut adlara getirildiğinde ". olarak, . bir biçimde" anlamında durum zarfları oluşturan bir söz. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Kargaburun çıkıntısı anlamı nedir?

İngilizce'de Kargaburun çıkıntısı ne demek ? : coracoid process