Keme nedir, Keme ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

Gemi.

Sincap.

Ön dişleri olmayan ya da eksik olan kimse.

Yerelması.

Büyümeyen katır.

Büyük, iri fare.

Çocukların başındaki kepek, konak.

Büyük fare

Toprak altında yetişen bir cins mantar

Çenesi çıkık olan kimse.

Fare.

Patatese benzeyen bir çeşit mantar.

İlkbaharda yetişen bir çeşit ot.

Biyoloji'deki anlamı:

[Bakınız: dolaman]

Keme hakkında bilgiler

Keme (Rattus) (halk arasında bilinen adıyla Sıçan veya Lağım faresi), Muridae familyasının Rattus cinsini oluşturan fare türleri. Tür Adı: Rattus norvegicus

Kemelerin sivri ağızları ve kesik üst dudakları vardır. Sadece bir adet keskin dişi ve bir kemirme dişi vardır. Çiğneme dişleri olan diğer dişleri ile birlikte toplam 16 dişi vardır. Kesme dişlerinin kökü yoktur ve ömürleri boyunca büyümeye devam eder. Bu yüzden fazla uzamaması için kemirmekten törpülenmesi gerekir. Kesme ve çiğneme dişleri arasında bir boşluk vardır, buna tıpta Diastema denir.

Kemelerin midesi iki parçaya bölünüktür. Bu bölünmüş mide sistemi ile istifra etmek imkânsızdır.

Ayakları ve kuyrukları ya tamamen kılsızdır ya da çok az kıllıdır. Arka ayaklarında beş ama ön ayaklarında sadece dört parmakları vardır. Çünkü bir baş parmak kemenin kemik yapısında bulunur ama o kadar kısadır ki, çıkıntı oluşturmaz.

 

Keme ile ilgili Cümleler

  • Kemer kahverengidir.
  • Küçük işletmeler ayakta kalmak için kemerlerini sıkacaklar.
  • Ali Mary'nin ona verdiği kemeri kullanarak kendini astı.
  • Kemerini çözdü.
  • Kemerini takmalısın.
  • Ali emniyet kemerini geri taktı.
  • Emniyet kemerini takıyor olsaydı Mustafa hala hayatta olacaktı.
  • Yolda büyük bir kemer var.
  • Ekonomi yakında toparlanmazsa kemerlerimizi sıkmak zorunda kalacağız.
  • Ali emniyet kemeri takmıyordu.
  • Kemer sıkmak zorundayız.

Keme anlamı, kısaca tanımı:

Karakeme : Domalan.

Kemençe : Yayla diz üzerinde çalınan, kemana benzer, üç teli olan küçük bir çalgı, kemançe.

Kemençeci : Kemençe çalan veya yapan kimse.

Kement : Hayvanları yakalamak için kullanılan, ucu ilmikli, kaygan uzun ip. İdam için kullanılan yağlı kayış.

Kement atmak : Kemendi bir ucu elde kalacak biçimde ileri doğru fırlatmak.

Kementlemek : Kement geçirmek.

Kemer : Burdur iline bağlı ilçelerden biri. Emniyet kemeri. Antalya iline bağlı ilçelerden biri. Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak. İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı. Tümsekli. Kemiklerden oluşmuş tümsekli tavan. Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılmış olan bel bağı. Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri, tekne karşıtı. Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü.

Kemer bağlama : Aile büyüğünün, gelinin beline altın veya gümüş kemer bağlaması töreni, kuşak bağlama.

 

Kemer gözü : Kemerle ayakları arasındaki boşluk.

Kemer patlıcanı : Bir tür ince uzun patlıcan.

Kemer sıkmak : Sıkı para politikası anlayışıyla daha az tüketmek.

Kemere : Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri.

Kemeri dolu olmak : Çok zengin olmak.

Kemerleme : Kemerlemek işi.

Kemerli : Kemer biçiminde olan. Üzerinde kemeri olan veya kemer takılmış olan. Kavisli olan.

Kemerlik : Bazı işçi ve satıcıların araç veya gereçlerini koymak için bellerine taktıkları, gözlere ayrılmış, bez, tahta, meşin veya metal bağ. Kemer yapmaya elverişli.

Kemersiz : Kemeri olmayan.

Av avlayanın kemer bağlayanın : "bir şey, onu elde etmenin yolunu bilenin; bir şeyden yararlanma, onu kullanmasını becerebilenin hakkıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Bel kemeri : Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan, deri, kumaş veya metalden yapılmış olan özel bağ, bel bağı.

Emniyet kemeri : Uçak, otomobil vb.nde güvenlik için bele takılan kemer.

Su kemeri : Üzerinde su yolu bulunan kemerli köprü.

Büyük : Üstün niteliği olan. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Büyük abdest. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Niceliği çok olan.

Bilinen : Değeri belli olan (nicelik), bilindik, malum.

Fare : Sıçangillerden, küçük vücutlu, kemirgen, memeli hayvan (Mus). Düz bir yüzey üzerinde yuvarlanan bir top aracılığıyla imlecin hareketini sağlayan elektronik araç.

Familya : Aile. Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile. Karı, eş.

Cins : Diğerlerine göre üstün nitelikleri olan. Garip, tuhaf. Soy, kök, asıl. Tür, çeşit. Pek çok ortak özellikleri bulunan türler topluluğu.

Sivri : Genel tutumun veya geleneklerin dışında kalan, göze batıcı özelliği olan, aşırı. Ucu keskin ve batıcı olan. Ucuna doğru gittikçe incelen. Palamut.

Kesik : Kesilmiş olan yer. Kesilmiş olan. Kısa. Parası olmayan. Tutkun, hayran. Kesilerek bozulmuş olan. Gazete, dergi vb.nden kesilmiş yazı, kupür. Takım kadrosuna alınmamış (oyuncu). Aralıklı. Tarla, bağ ve bahçe çevresine açılan hendek. Çiğ sütten yapılmış olan yağsız peynir, çökelek, ekşimik.

Sıçan : Küçük yaştaki hırsız. Sıçangillerden, fareden iri, zararlı birçok türü bulunan kemirgen, memeli hayvan (Rattus).

Domalan : Asklı mantarlardan, toprak içinde yumru biçiminde yetişen, yenilebilen bir bitki, yer mantarı, keme, karakeme (Tuber melanosporum).

Keme yılanı : Pullu sürüngenler (Squamata) takımının, su yılanıgiller (Colubridae) familyasından, 5 m kadar uzunlukta, ısıran ancak zehirli olmayan, Avrupa ve Asya'da yaşayan bir tür. (Zamenis mucosus), Pullu-sürüngenler (Squamata) takımının suyılanıgiller (Colubridae) familyasından bir sürüngen türü. Uzunluğu 2.5 m. Isırgandır. Zehirli değildir. Avrupa ve Asyada yaşar.

Kemeçe : Sığır aşığı.

Kemekem : Eksiksiz, tamam.

Kemeldirek : Palan ve eğerin kaymamasını sağlayan ve hayvan göğsüne gelen bölümü.

Kemen : Ocağın üstüne konan eğri ağaç.

Kemençe balığı : Kemane vatoz.

Kemençecilik : Kemençecinin yaptığı iş.

Kemender : Akıllı, iş bilen. Eşek (?)|| babam gayet zengindi bizim o peder || tarlada bağlıydi yüzli kemender || otdan yasdıh çuldan minder || çölpükde bulduğum yorğan nicolmuş

Kemenk : Zıpkın, zıpkının sivri ucu.

Kemenler : İzmir kenti, Bademli nahiyesine bağlı bir yer.

Diğer dillerde Keme anlamı nedir?

İngilizce'de Keme ne demek? : prov. 1. rat (rodent). 2. truffle.

Almanca'da Keme : Ratte

Rusça'da Keme : n. трюфель (M), крыса (F)